|
Yazar Ulviye Dikmen
|
|
09/04/2010 |
Biz Düzceli kadınlar; 12 Kasım 1999'da yıkılan duvarlarımızın ortasında çaresiz, yalnız, gelecekten yoksun, korku dolu öylesine kalakaldık. Çocuklarımızın avuçlarımızdaki minicik elleri; eşlerimizin umutsuz, adeta on yıl yaşlanmış duruşları ve ümitzis bakışları… İnce ince üzerimize yağan o bembeyaz karların bize ördüğü simsiyah bir gelecekti.
Çok sürmedi toparlanmek gerektiğini kavradık. Evlerimizin duvarlarını yeniden örmek için mücadele etmemiz, aşımız içinse hemen bir şeyler yapmamız gerektiğini çok iyi biliyorduk. Önümüzde hiç bir örnek yoktu. Çünkü uzun bir süredir zaten sadaka toplumuna dönüşmüştük. Depremin ardından önümüze konan yardımlar, elimize tutuşturulan çorbalar bizi biraz daha korkuttu. Çünkü geleceği örmekte yavaştık, yorgunduk, bıkkındık.
Bunun böyle gitmeyeceğini biliyorduk. Umudu örgütlemek için mücadele etmemiz gerekiyordu… Bir anda yok olan evlerimiz için, evsizlerin mücadelesi başladı. Ama yaşamak için ve de yuvayı yeniden örebilmemiz için de çok çalışmamız gerekiyordu.
Düzceli kadınlar önce bir araya gelerek 'ne yapabiliriz' diye tartıştık. Çalışmak için fabrikada ya da herhangi bir işyerinde iş bulma olanağı çok zordu. Biz de kendi emeklerimizle ürettiklerimizi pazarlamayı hedefledik. Bunun için uygun bir pazaryeri gerekliydi. Çok kolay olmadı bu, pazaryeri arayışı. Tam dokuz yıl sürdü, fakat ara ara çeşitli yerlerde bir yandan pazarımızı kurarak çalışmaya da başladık. Yağan yağmurda ve karda, bazen güneşin acıtan sıcağında, bazen de bütün emeklerimizi savuran rüzgar altında, yılmadan emeklerimizi sergiledik. Kalıcı pazaryeri için mücadeleden ise hiç vazgeçmedik.
Dokuz yıl sonra kalıcı pazar yerimize sahibiz. Bu arada Kadın Dayanışma Derneğimizi de kurduk. Çünkü örgütsüz mücadele olmuyordu.
Umudu örgütlemeyi, duvarları örmeyi başardık. Korkulu gözler, umutsuz gelecek, Anadolu'da kadın olmanın zorlukları, yürekli bir mücadelenin sonunda dayanışma ile aşıldı. Belki tüm kadınlar kurtulamadı ama çok güzel bir örnek çalışma, örgütlü mücadele gücü ve de dayanışma kadınlara '1001 Emek Kadın El Ürünleri Pazarı'nı kazandırdı.
İlmek ilmek tüm yaşamlarını örerek ayakta kalmanın, 'ben de varım ve de kendi kimliğimle buradayım' demenin mutluluğunu yaşıyorlar şimdi Düzceli kadınlar.
Binbir Emek Pazarı, sadece basit bir alım satım yeri değil, uzun bir yaşam öyküsü. Kendi emekleriyle gönül çelen bir duruşları var buradaki kadınların; adeta geleceğe meydan okuyorlar. On yıl önce üzerimize yağan o simsiyah karlar, artık bembeyaz bir örtüye dönüştü. Yarimiz, anamız, avradımız olan kadınlar, şimdi sofrada öncelikli olan yerini de aldı.
Umudu örgütlediğimiz, varlığımızı kanıtladığımız, kadın kimliğimizle direndiğimiz Binbir Emek Pazarı'nın kısaca öyküsüdür size bu anlattığım… Gönül çelen tatlısı, fındık kıran mantısı, otlu gözlemesi, fındık helvası, yöresel köy kahvaltısı ve de binbir emekle ördüğümüz her ilmeğinde bir öykü saklı olan elişlerimizle yaşattığımız Binbir Emek Pazarına yolunuz düşerse ne mutlu bizlere…
Binbir emekle yeniden ördüğümüz duvarların hiç yıkılmaması umuduyla… Turnusol
|