Kadın Hareketi
Ana Sayfa
Yazarlar
Bağlantılar
Bize Ulaşın
Site İçi Arama
İstatistikler
Ziyaretçi: 484131
Ana Sayfa
Matemsiz kadın katliamları Yazdır E-Posta
Yazar Günlük haber   
12/04/2010
Şimdilerde dünyanın birçok yerinde olduğu gibi namus cinayetleri kadın hareketleri ve örgütlerinin de etkisiyle oldukça konuşulur oldu. Gün geçmiyor ki yeni cinayet biçimleriyle karşılaşmayalım. Bu cinayetler neredeyse medyada büründükleri meşrulaştırma kılıflarıyla popüler hale bile getirildi.

Kadının bedeni kadar ruhu beyni ve duyguları üzerine çöken bu ölüm dalgaları hakkında birçok şey söylenmesine rağmen bunun kökenlerine inen, kaldırılmasına ya da en aza indirgenmesine dönük tutum ise hukuk açısından ya ciddiyetten çok uzak, ya da görüntüyü kurtarır niteliktedir. Kuşkusuz verili düzende namus artık sadece kadının bedenini değil, tüm bireylerin toplumdaki yerini, davranışlarını ve arzularını da kontrol altına alan bir toplumsal olgu halini almıştır.

'DEĞİŞİM DEĞERİ KAZANAN KADIN'

Namus cinayetlerinin oldukça eski bir tarihe ait olduğu açık. Buna yol açan dönüşümün ne olduğu ise belki daha fazla incelenmeye mahkûmdur. Namusun iktidar, kural, kanun anlamlarına gelen 'namus' kelimesinden gelişi bile aslında içeriği bağlantı hakkında fikir verir niteliktedir. Engels 'Ailenin, Özel Mülkiyetin ve Devletin Kökeni' isimli kitabında tarımın başlamasıyla yaşanan değişime dikkat çekmektedir. Bununla kadınlar artık bir değişim değeri kazanmaktadır. Servetin ailenin özel mülkiyetine geçerek orada artması analık hukuku üzerinde kurulu topluma büyük darbe olurken servet artışı erkeğin konumunu güçlendirmiştir.

Analık soy zinciri ve analık miras hukuku kaldırılır bunun yerine babalık soy zinciri ve babalık miras hukuku geçirilir. Evde bile yönetimi elde tutan erkek olur, kadın aşağılandı, köleleşti ve erkeğin keyfi, çocuk doğurma aleti haline geldi. Böylelikle çok sayıda insan erkeğin başkanlığında bir aile kurarak örgütlenir. Baba otoritesi altında birleşen ailenin en yetkin örneğini ise Roma ailesinde görüyoruz. Bu aile biçimi tek eşliliğe geçişin başlangıcı olurken kadın denetlenen, bağımlı hale gelir. Babalık kuşkuya yer bırakmayacak biçimde sağlama bağlanırken kadın erkeğin insafına bırakılır.

ERKEĞİN ÖLDÜRME HAKKI KANUNİ

Roma'nın ünlü devlet adamlarından Marcus Cato, Senato'da yaptığı bir konuşmada 'Eğer eşinizi zina yaparken yakalarsanız onu öldürebilirsiniz, ancak eşiniz sizi zina yaparken yakalarsa size elini bile süremez. Kanun budur' demiştir. Yine Eski Roma'da kanunla aile reisine başka bir erkekle ilişkisi olan eşini ya da evlilik dışı ilişkisi olan kızını öldürme hakkı verilmiştir. Ataerkil toplum ve ona dayalı uygarlık sınırsız kullanım aracı olarak, kadına uygulanan erkek tahakkümünün, egemenliğinin, şiddetinin adını 'namus' koymuş, sorgulamanın yasak olduğu tabulara dönüştürmüştür.

Denetimi altındaki kadına sahip olamadığı için saygınlığını yitirdiğini düşünen her erkek kadını cezalandırarak saygınlığını kazandığını düşünmeye başlamıştır bir yerde. Bu çerçevede kadın öncelikle babanın sonrada kocanın malı, ekonomik değeridir. Üzerinde rahatlıkla pazarlık yapılabilinmektedir. Bu süreç aynı zamanda fahişeliğin ortaya çıkması, böylece cinselliği ve doğurganlığı yalnızca bir tek erkeğe ait olan 'namuslu' kadın ile cinselliği herkese ait olan 'fahişe' arasında da kesin bir ayırımın da doğmasına yol açtı.

TARİHTE NAMUS CİNAYETLERİ

Namus gerekçesiyle öldürülen kadınlara ilişkin tarihte ilk bulgular M.Ö. 1700 yıllarına dayanır. Yazılı tarihle birlikte de namus gerekçesiyle öldürülen kadınlarla ilgili kanunlara rastlamak mümkündür. Bu daha çok eril ideolojinin kurumlaşma dönemlerine denk gelmektedir. Hammurabi ve Asurluların kanunları kadınların cinselliği ve doğurganlığı üzerinden tabulaştırdıkları namusu ailenin tümüne mal ediyor. Kanunlarında 'eğer bir kişi bir kadınla evlenmişse ancak ilişkiye girmemişse bu evlilik sayılmaz' diyerek kurallarını belirginleştiriyorlardı.

İnançlarına göre zina ve büyücülükle suçlanan kadınlar suçsuz olduklarını ispatlamak için din ve devlet adamlarının huzurunda yüksekten bir nehre atlamak zorundaydı. Eğer suçluysa nehir tanrısı onu boğarak öldürecek, suçsuzsa ölmeyerek kuşkuları gidermiş olacaktı. Böylelikle trajikomik bir tarzda her koşulda kadının ölümü garantileniyor, yaşaması ise ilahi güçlerin, hayali öznelerin insafına bırakılıyordu. Yunan mitolojilerinde erkek tanrılar güç, savaş, doğaya hükmeden olarak tanımlanıp yerli kadınlar ve tanrıçalarla birlikte olurken, Tanrıçalar erkek tanrılarına hizmet etmek, yeni tanrılar doğurmakla varlıklarını sürdürmüşlerdir.

'BENİ KADIN YARATMAYAN TANRIYA ŞÜKÜR'

Yine Mezopotamya ve Mısır'da bulunan mezarlarda dul kadınların diri diri kocalarının cesetleriyle birlikte gömüldüğü tespit edilmiştir. Arap yarımadasında da kız çocukları diri diri gömülmüştür. Meksika'da M.Ö. 150 ila M.S. 1521 tarihlerinde egemen olan Aztek kültüründe bir kadının evlilik dışı ilişkisinin cezası taşlanarak öldürülmesiydi. Cezanın uygulanmasının tek şartı ise ilk taşı eşinin atmasıydı. Pavya Adaları'nda yaşayan yerliler cinsel sömürüyü topluca ve dinsel bir töre olarak uyguluyor. Ergenlik çağına basan her kız çocuk sırasıyla kabile şefi, kabile büyücüsü, yaşlı ve genç erkeklerin tecavüzüne maruz bırakılarak ergenlik kutlaması yapılıyordu. Yahudiler sabah dualarında 'beni kadın yaratmayan Tanrıya şükürler olsun' derler.

Kadın katliamlarının yaygın olduğu Latin Amerika'da, Peru'da tarihçilerin ortaya çıkardığı bulgulara göre M.Ö. 1532-1200 yılları arasında evlilik dışı ilişkide bulunan kadınlar elleri ve ayakları bağlanarak açlığa terk edilirdi. Bir erkek eşinin başka biriyle ilişkisi olduğunu görür veya bundan şüphelenirse onu öldürme hakkına sahipti. Ancak kadın aynı gerekçeyle eşini öldürdüğü zaman ölüm cezasına çarptırılırdı.

ORTAÇAĞDA CADI AVI

Ortaçağda namus adına işlenen cinayetler kraliyet saraylarına kadar yayılmış, İngiltere Kralı IV. Henry iki karısını da sadakatsizlik suçlamasıyla başını kestirtmiştir. Ortaçağ boyunca Batı'da Cadı avları ve 'bek�et kemeri' uygulamaları cinsel sömürünün ve kadın katliamlarının en yaygın uygulamaları olmuştur. Yine Doğu Asya kültürlerinde de 'sadakatsiz, kadınların öldürülmesi erkeğe hak olarak tanınmıştı. Hindistan'da sırf çocuk doğurmadığı için bir erkek eşini namus adı altında öldürebiliyordu.

AŞK-TUTKU CİNAYETLERİ

Modern aile üzerinde kurulan ulus-devletlerde 'namus', cinayet bazlı bir iktidar biçimi olarak varlığını korumaya devam etmiştir. Modern toplumun işleyişinde namus düşüncesi önemli yer tutarken bu geçişi ırkçı ideolojilerin çözümlenmesi gibi ele almak gerekmektedir. Burjuva sistemi kadının burjuva toplumundaki yerini ve kadının emeğinin nasıl kullanılacağını belirleyip, dayatırken 'burjuva öncesi toplumların zihinsel kalıplarını da kendi içinde özümsemiştir.' Namus kadının bedeninin denetlenmesinin inceltilmiş halleriyle devam etmiş, daha modern biçimler kazanmıştır. Artık 'kuma hayatı' feodaliteye ait ve ilkel görünürken 'metres hayatı' modern olarak tanımlanmaktadır. Töre cinayetlerinin ilkel olduğu söylenirken aşk, tutku, kıskançlık, flört cinayetleri yeni modern biçimler olmuştur.

Günümüzde birçok Arap ülkesinde bir erkeğin eşini ya da kızını zina anında yakalaması üzerine işlenen cinayet, ceza gerektirmiyor. Bu ülkelerde ve Türkiye'de kadının iyisi evinden iki kez çıkar. Bir evlenip beyaz gelinlikle kocaya gittiğinde, bir de beyaz kefenle mezara gittiğinde. Yine aynı gerekçelerle İran'da recm uygulaması devam etmekte, Haiti'de zina adına işlenen cinayetler affedilmektedir. Yemen'de hala kadın cinayetleri kaza sayılmakta bu nedenle 'Bizde namus cinayetleri yok' denilmektedir.

Türkiye'de Başbakanlık İnsan Hakları Başkanlığı verilerine göre son beş yılda binden fazla kadın namus adı altında öldürüldü. Dünya Sağlık Örgütü'nün 11 ülkede 24 bin kadınla görüşerek yaptığı araştırmaya göre; dünyada her beş kadından biri yaşamı boyunca şiddete maruz kalıyor. Kenya'da haftada birden fazla, İspanya'da her beş günde bir kadın, erkek arkadaşı tarafından öldürülüyor. ABD Adalet Bakanlığı verilerine göre, her 90 saniyede bir kadın tecavüze uğruyor. Fransa'da her yıl 25 bin kadın tecavüze uğruyor.

ÖLDÜRMENİN GEREKÇESİ ÇOK

Görülen o ki geçmişten günümüze her zaman diliminde; erkeğin malı olmayı reddetmek, verili ahlak kurallarının dışına çıkmak, ailenin çizdiği kaderi kabul etmemek, kendine ilişkin karar alma istemi, katı gelenek ve göreneklere karşı çıkmak, sokağa çıkma, çalışma istemi, okula gitme istemi, kimlik arayışı, zorla evliliğe karşı çıkmak, erkeğe hizmette kusur etme, cinsel ilişkiyi reddetme, hatta pantolon giyme isteği, yemeğin altını yakma bile acılı vahşi bir ölümün namus örtüsü altında gelip kadını bulmasının nedeni olabilmektedir. Evrensel olarak tekrar tekrar dönülen yer kadının cinselliği ve doğurganlığı üzerinden bir kölelik ve yok saymadır.

ÖLÜMÜN KAYNAĞI ERKEK İDEOLOJİSİ

Verili ahlakın, sistemin, ideolojinin içinde veya dışında olmak değer ve değersizlik ölçütü yani yaşama ya da ölme gerekçesidir. Namusu koruma ya da namuslu olmak: kendini yok sayma, tüm önceliklerini aileye, erkeğe verme, daha iyi hizmet, toplumsal tabularla uyumlu ve itaatkâr olmaktır. Yani kadın kendi iradesini sıfırladıkça ağırbaşlı ve namuslu olmuş, kendisi olmaya çalıştıkça ise namussuz ve iffetsiz olmuştur. Bu durumda toplumdan soyutlanmış ve namussuz olduğundan taciz, tecavüz, dayak, aşağılanma, ilk cinsel deneyimin yaşandığı araç olma da dâil her şeyi hak etmiştir, yok edilmesi mubahtır.

Tüm bu nedenlerle daha doğduğu andan itibaren kadın kendi bedeninin aile içinde ne anlama geldiğini öğrenmek zorunda olandır. Kendi bedeni ve karşı cinsle ilişkilenmede endişe ve utanç taşırken en ufak bir kural dışılığın cezasının ölüm olduğu korkusuyla yaşamaya mahkûm edilendir. Özcesi denilebilir ki, tinsel örtüsü namus olan tüm kadın katliamlarının kaynağı ve beslendiği erkek ideolojisi aynı zamanda kadının yok edilmesinin de ideolojisi olmuştur.

Sara AKTAŞ*

Kaynakça:
  • Engels, Özel Mülkiyet, Aile ve Devletin Kökenleri
  • Gökkuşağı Kadın Derneği 2008-2009 Araştırma Raporu
  • Berktay, Tek Tanrılı Dinler Karşısında Kadın
  • Nükhet Sirman, 'Akrabalık, Siyaset ve Sevgi; Sömürge Sonrası Koşullarda Namus Türkiye Örneği' İçinde Namus Adına Şiddet
  •  
    < Önceki   Sonraki >
    Bu site en iyi Mozilla Firefox 2, Microsoft Internet Explorer 7 veya daha yeni sürümler ile görüntülenebilir.