| |
|
|
|
İstatistikler |
|
Ziyaretçi: 139446
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Ana Sayfa
|
Kenan Evren’e mektup. |
|
|
|
Yazar Nurgül Çetinkaya
|
|
15/04/2010 |
|
1 Ekim 1980 Bulanık/Muş. Darbeden sonra okullar açılıyor.Sevinçli değiliz.Okulun açılış konuşmasını ben yapıyorum.16 yaşında lise 2.sınıf öğrencisiyim..Konuşmanın ardından gözaltına alındım. Eğitimdeki eşitsizlikten, bölgesel farklılıklardan söz etmiş; düşünce suçu işlemiştim.Elazığ Sıkıyönetim Komutanlığı Askeri Savcılığının göreviydi beni yargılamak .Sorguda geçti çocukluğum. Ben çocuk olmaktan vazgeçtim. Siz hiç çocuk oldunuz mu?..Hala suç mudur düşünce ? Eşitsizliği görenler mi suçludur yaratanlar mı her zaman? Konuşma metnini onaylayan felsefe öğretmenim Sait Bayram da. sürgün edildi ve yargılandı. Beni korumak için çok uğraşmıştı. . Öğretmenler hala sürgünde midirler? Aynı tarihlerde ablam ve abim Ankara’da gözaltına alınmışlar. 1.Şubeye götürülürken de hayatlarında ilk kez asansöre bindikleri için çok mutlu olmuşlardı. Eve döndüklerinde tüm kasaba okullara toplanmıştık. Kapılarımızı açık bırakmamız istenmişti arama yapacaklarmış..O kadar güvenmiş ve korkmuştuk ki kapılarımızı açık bırakarak ayrılmıştık evimizden. Bizi aşağılayan bir askeri , komutana tarif eden ablam ,’ Rütbeli’ sözcüğünü bilememiş “Pırpırlı “deyivermiş ve zılgıtı yemişti. Sürü yerine mi koymuştunuz bizi? “Ankara’dan abim gelmiş.”.Bir akşam yine sokaktaki tüm gençler gözaltına alnmıştı ,abim de aralarındaydı. Evimize baskın yapıldı .Ev bizim değildi artık, mutlu değil suçluyduk ailece! Daha önce bahçeye gömdüğümüz kitaplar arasından birkaçına kıyamayıp ayırmıştım. Jandarma eve gelince kitapları yüklüğe gizleyiverdim, perde ve lambalar açıkmış. Babam jandarmalara ayran ikram etmemizi istedi. Ayran verdiğim genç asker :”Seni gördüm, ne sakladın? “dedi .” Kitap! Nazım Hikmet’in şiir kitapları. Ne yapacaksınız şimdi? ”O da: Hiç , ama sen yak onları.” Yaktığım kitaplarla birlikte evimizde hiç kitap kalmamıştı.Nazım Hikmet’in şiirlerini okumak yasak mıdır hala liseli gençlere? Kitaplar yalnız sanık değil, suçlu; bizim kadar suçluydu artık ! Yıllar sonra 1995 yılında gözaltına alındığımda evimdeki “Özgür Gündem Gazetesi” de benimle birlikte tutuklanmıştı. Yasaklarınızı kaldırmaya ne gençliğimiz yetti ne ömrümüz .Üniversite ve meslek yaşantımızda kadınlara pantolon giymek yasaktı .20 yıl”pantolon giyemedik “.kırbaç yememek “için. Dilimizi konuşamadık, türkülerimizi söyleyemedik. .Hala suçlu mudur diller ?Yasak mıdır Türküler ? Türkü söylemek isteyen mi suçludur her zaman ? Yargılanmam devam ediyordu. Disiplin kurulunda okuldan atılmam isteniyordu. Öğretmenlerim” Evet “demedi . Öğretmenlerimi çok sevdim.7 Kasım 1982 … Öğretmenlerim ve kardeşlerim, Anayasanız’a “Evet” demedi. Aslında kimse size evet demedi .Sandık başlarında jandarmalar vardı. Ablamın da görevli bulunduğu sandıkta “Hayır” oyları fazla çıkınca sandık görevlileri bu durumdan çok korkmuş ve bu oyları yakmak istemişlerdi. Ablam olay çıkarınca “Oy”lar yakılmamış ama ablam yargılanmıştı .O dönem binlerce genç gözaltına alınmıştı .Gözaltına alınan çocuklardan haber yoktu. 28 Mart 2004 Yerel seçimler… Marmaris’te öğretmenim. Evren Paşa İlköğretim Okulunda sandık görevim var. Okula gittim .Bir süre sonra Kaymakamlıktan gelen görevli kişiler sınıfa kadar gelip “Kenan Evren burada oy kullanacak, ilgilenin.” dediler. İçeri girdiniz .Size” Hoş geldiniz.” demedim. Elimi uzatmadım .Kimlik göstermediniz. Kimlik istedim. Sizinle karşılaşmayı hiç istemedim. Sandıkta oy kullandıktan sonra elinize mürekkep sürülürken itiraz etiniz. ”Bu çok aşağılayıcı! Dünyanın hiç bir yerinde böyle bir ilkellik yok . Ben cumhurbaşkanı olarak bu durumdan utanıyorum.” İnsan Haklarına aykırı , dediniz. Avuçlarıma kar yağdı..Yüreğim dondu.Sözleriniz geldi aklıma: “Asmayalım da besleyelim mi?” “ Bir sağdan bir soldan asıyorduk” “idamları imzalarken ellerim hiç titremedi” “Bugün olsa gene idam hükümlerini imzalardım.” “Meclise iki ,iki buçuk parti yeter.” Acı bir gülümseme kaldı dudaklarımda. Sizinle aynı karede fotoğrafım olsun istemezdim. Gözaltına alınan 650 bin kişi, idam cezası verilen 5117 kişi, pasaport alamayan 388 kişi, vatandaşlıktan çıkarılan 14 bin kişi, işkence sonucu ölen 171 kişi, idam istemiyle dava açılan 7 bin kişi, idam cezası onaylanan 259 kişi, cezaevinde ölen 299 kişi, gözaltında ölen 144 kişi, fişlenen 1 milyon 633 bin kişi, yargılanan 230 bin kişi, görevine son verilen 3 bin 854 öğretmen ,120 öğretim görevlisi, idam edilen 50 kişi geçti gözümün önünden! Herkese eşit davranmaya yemin etmiştik sandık başında . Eşitlik insan haklarının temelidir. Mürekkep aşağılayıcıdır ama herkes için. Dağdaki çobanın ve cumhurbaşkanının oyu eşittir.. Görevimizi yaptık, elinizi boyadık. Çok kızdınız :”Boyadınız ama elime vazelin sürmüştüm şimdi geçer .“dediniz. Geçti mi Sayın Evren? “ Adalet yerini bulsun diye, bir sağdan bir soldan asıyorduk. “ dediniz. Solcu Necdet Adalı, MHP’li Mustafa Pehlivanoğlu…Siz eşitlikten bunu mu anlamıştınız?Sizi sevmedim. Adaletinizi sevmedim.Sizi hiç alkışlamadım. 13 Aralık 1980 … 17 yaşında Erdal Eren idam edildi. 40’a yakın idam kararı veren Sıkıyönetim Mahkemesi Eski Başkanı Hakim Ali Fahir Kayacan:” Pişman değilim ,ama unutamıyorum.”dedi.Siz unuttunuz mu? Bir çocuk idam edilmişti. İdam edilmekten çok korkmuştum! Çocuk aklı değil mi? Erdal 17,ben 16 yaşında… Erdal,Ben tutunurken çocuksu düşlerimeSaklı kalır yüreğimde çığlıklarDayanamam , savrulurum.Önce gözlerim yanar, En tenha yerine değer ellerim bedeninin.Çığlıkların düşer ellerime .Fesleğenler gücenir kokularını bıraktığı yereUmutsuz yolculuklara çıkar yürekler.Konuğum olur şafak vakti.Yaşlı kadının çizgilere bezeli dudaklarına gül düşer o an.En kuytu yerine gözbebeklerinin ,Savrulurum.Fesleğenler gücenir /kokularını bıraktığı yere,Seni alır giderim Yeni doğmuş bir bebeğin yumuk ellerine,Sevdalarını saklı tutan ,Kızın gözbebeklerine ...Ah.! Güneşin savrulduğu yere … 6 Ocak 1981. Babam sevinçle eve geldi .Doçent Dr.Hasan Bıyıklı bilirkişi raporunda yazdıklarımı suç değil cesaret saymıştı..Yargılanmaktan kurtuldum. Kendisine teşekkür ederim. Sevinemedim. Çocukluk arkadaşım Erdal yoktu.Erdal’ın babasını düşündüm nasıldı acaba?Siz hiç baba oldunuz mu? Çocuğunuzun yazdığı mektup 26 yıl sonra mı geçti elinize? Çocukluk arkadaşlarımı hep merak ettim… 17 Mayıs 1981. 12 yaşında bir çocuk uçurtma uçururken askerler tarafından götürülmüş. Uçurtmanın rengi kırmızı, çocuk üzerine bir de yıldız çizmiş elleriyle. Uçurtma gözaltına alınmış. Çocuğun ifadesine başvurmuşlar.Uçurtma uçurması 2.bir emre kadar yasaklanmıştı. O yasak kalktı mı?Diğer çocuklardan haber alamadım.Günümüzde çocuklar yine suçlu. Savaşın, şiddetin, yoksulluğun tanığı. Çocuklar Pusu kurmuşlar düşlerimize; Şakağımızda bir silah dayalı sokağındayız gençliğin.Siz hiç kelepçeli düşler gördünüz mü?Panzerler geziniyor, Mızıka çalan çocuklar vuruluyor sokakta.Hala panzer var mı Muş’ta?İşkence gören Manisalı çocuklar büyüdü.Mayın patlamasında 254 çocuk öldü. 2003 yılında işkence gördüğü tespit edilen 779 kişiden 96’ sı çocuktur.Okula gönderilmeyen 640 bin kız çocuğu katıldı aramıza. 1 milyon 100 bin engelli çocuğun okullaşma oranı % 2 ‘dir halaMenekşe (14) , Koray (12) Hiroşima’da değil Sivas’ta yandı.“Oluyor bir on yıl kadar” Babasına sarılarak öldürülen çocuk Halepçe’de değil Türkiye’dedir.Marmaris’te” Koray Kaya Çocuk Tiyatrosu “ kuruldu.Duydunuz mu?Yüzümüz sevdaya dönük.Umutluyuz yine de. 28 Mayıs 2004 . Oyunuzu kullandınız. Hangi partiye verdiniz oyunuzu, merak etmedim. Giderken imza için masama geldiniz. Defteri açtım. Boş kareleri işaret edip ,”Bir imza , bir isim.” dedim.Sizinle karşılaşmayı hiç istemedim. İmzaladınız. Bu imzaydı . Evet, evet ! Çocukluk arkadaşımı hayattan koparan bu imzaydı! Eliniz titremedi …Erdal’ın gözüyle baktım size“Bir an duruşu gibi. Bir ömrün gidişi gibi Veda ederken aşk ateşi gibiAman aman, yandım aman” Bırakıp gittin… Avuçladım gökyüzünün Tüm sevdalarını yeryüzününKonuk ettim özlemineYıldızları serdim yollarına… Sen orada, Ben burada, çocuk kaldım Erdal!
78'liler federasyonu |
|
|
|
|
|
|
Bu site en iyi Mozilla Firefox 2, Microsoft Internet Explorer 7 veya daha yeni sürümler ile görüntülenebilir.
|
|