|
Emir'i alem Mehteran bölüğünün başı gür sesiyle emreder. "Hasss duuur." Bölük yanıtlar "Hep beraber" . "Haydin, YA ALLAH" ..Ön hazırlık çoktan başlamıştır. Komutanın " Askerr, hasduur" komutuyla merasim-tören kıtası tek vücut olur. - Merhaba asker. Kırmızı halıda yürüyüp vatan hizmeti yapanlara böyle seslenir en elit muhitlerin en seçkin kişisi. Kimileri nerede duracağını şaşırır. Mösyö, madam iki adım daha sektiriverin... Onun ve onun gibiler için seçilmiş, bakmalara kıyamadığınız tören kıtası da hep birlikte gırtlaklarını patlatır. - SAĞOL. İçlerinde bu topraklarda yaşıyan; türkü, kürdü, abazası, ermenisi daha sayamayacağım her türlü ırk, din ve mezhepten olanları vardır. Yeterki değme aslanlar gibi olsunlar. Dişlerine de bakılıyormu bilmem. Bir soru daha gelir. - Nassilsinizlaaa.. - SAĞOL.
Askerimizdir onlar. Anaların, sevgililerin yüreklerindeki kanı kınaya döndürüp evlatlarına yaktıklarıdır. Allah'a ısmarladıklarımızdır. Şair ne güzel betimlemiş..."Gururumuz, şanımız, vatanımız, namusumuz, canımız.." Foklorumuzda da "Hass dur.." diye başlıyanları vardır. Bursa kılıç-kalkan oyunları bunlardan biridir. ve de dünyanın ilk ve tek orkrestasız, enstrümansız halk oyunudur. Burada yalnızca kılıçlar şakırdar. At sesleriyle it seslerinin karıştığı düzende; kılıç şakırdamaları, nal sesleri ve alabildiğine aygır, kısrak sesleri bitti. Törenlerde sembolik olarak anılmaya başladılar. ..şimdi karşınızda Reisicumhur Muhafız Alayı Süvari grubu.. Bakmalara kıyamazsınız. Sizi tarihin efsanelerine götürür. Memlekete döviz kazandıran turistleri eğlendirmek için, denmez tabi ki .." çok emeklerle getirttiğimiz padişahlar şehri Bursa'dan, alkışlarınızla Kılıç-Kalkan oyunumuz". Hasdur. Haydiin, Ya Allah... Kime sağol dediklerini kaçı biliyor bilinmez ama sağol'ları yürektendir. Tören bitimi, merasim-tören kıtası; seçkin konuğun ardından, uygun adım marş geri dönerler. Seçkin konuk, önce basın önünde ağırlanır. Daha sora vaktiyle uygulanan (bu bir gerçektir) açık oylama gizli sayım hesabı, kapalı kapılar ardında görüşmelere alınır. İşte orada ne gururumuz kalır, ne şanımız. Yurdumuz, emeklerimiz çoktan pazarlanmış, namusumuz, vizite hesabı gitmiştir. "Yaşlılar ve çocuklar beleş ağam." Canlar mı? Ya bayrağa sarıldır, ya bir köşede kıvrılmış. Gaziler: onlar kuytularda... Kim gazi, kim şehit? Kim için, kim, kim. Analar, babalar, yavuklular, evlatlar, bağrınıza taşın en kallavisini basın. Basın ki ciğerleriniz bir yerlerden fışkırmasın. Fışkırıpta bütün insanlığın kanının aynı renk olduğu görülmesin. Yeni günde, yeni konuklara çılgınca hazırlıklara başlanılır. Gelen kimdir, şah mı, şıhmı, amerikalı mı, alman mı, yok yok ingiltere, Galler prensi...Doğudan mı batıdan mı, çin mi, japon mu? Önemi yok. Bizi sayıp gelmişler...Kesinlikle babalarının hayrına. Tertemiz, misler gibi seçilen türkü, kürdü, abazası, ermenisi uygun adım marş... Başka ülkelerde de böyledir. - Döş ileri... - Kümbet geri... -Yahşi kadem yallah. El vacib-ül marş... -Yek-dü, yek düüü.. Ya da, zart-zurt. Potinler ne zamandan beri gıcırdıyor. Boya istemeyen, sık sık topukları düşen, tabanları hepten çıkan plastik potinler... Asker, Hassduuur... -Good morning my solciersım. -SAĞOL, ya da - EL ŞÜKRAN - Me to, me too. You mean evrything to me.. - SAĞOL ya da hasttdurasıcılara, için için şu yanıt verilir: .. kiss your family and your friends... Gidinin kınalıları...HASDUUR. Yok söylemek "go home". Yahşi kadem yallah..Yek, düü... |