|
Bu bir çocuk oyunudur. Ebe polis olur, ebelenmek istemeyenler hırsız. Bir koşturmacadır başlar. Yakalananlar oyun dışı kalır. İlk yakalanan polis olur ama hepsini yakalamak kaydiyle. Yoksa ilk yakalanan da kurtulur, polis söylene söylene tekrar polis olur. Hiçbir çocuk polis olmak istemez. Akıncı ve talancı kökenlerimizden mi kaynaklanır bilemem ama bu böyledir. "Bin atlı akınlarda çocuklar gibi şendik" mişiz. Kocaman yalan. Hayvanların kanını içe içe, kollarını kanatlarını kopara kemire, doğayı, insanları, kültürleri parçalayarak akınlar yapmışız ya da karşı akınlar bizi önlerine katmış sürüklemiş. İnsanooğlu; İlk üretici güç: toprak kavgaları yapmış. Bu arada hırsızlık ve polislik nerede başlamış. İlkel topluluklarda hırsızlık varmıydı? Yani, her üretimin ortak paylaşıldığı topluluklarda. Adam paylaşageldiği lokmaları neden çalsın ki? Hırsızlık mülkiyetçilikle mi başladı? Kutsal kitaplar, hırsızlık için neler der? Ya da; kimi topluluklar, çarmıha gerilen Hz.İsanın çivilerinden birini çaldıkları için mi lanetlenir? Avuçlarına birer tane, ayaklarına birer tane derken tek çivisi noksan kafalılarca bu insana işkenceyi uygulayıcılar mı bu bu topluluğu lanetlemiş ve bulunamıyan tek çivi yüzünden mi Hz. İsanın iki ayağına tek çivi çakılmış ve acıların haçı doğmuştur, bilinmez. Bilinen odur ki; tek çiviyi çalıpta diğerlerini çivisi noksan hale getirenlerin çağlar boyu lanetlendiğidir. Sadece çivi hikayesine dadanmadan, toprak, kültür, üretim, emek, ilim, bilim hırsızlıkları da alabildiğine varken aklım masumane çocuk oyununa takıldı. Bunlardan hiçbiri o oyunda yoktu. Kovalamaydı sadece, biraz da gülmece. Karganın parlak gördüğü taşıyabildiği, kendi kuytusunda saklamasına benzer. Ne işe yaradığı değil, albenisi önemlidir onun için. Yesen yenilmez, içsen çilmez çikolata yaldızı, kırık cam parçası gibi. Olmadık bir şeyi çalar kaçarsın. Kaçmanın zevki çok özel ve güzeldir. Kovalıyanı canından bezdirir. Onun içindir ki içgüdüsel, hiçbir çocuk polis olmak istemez.O yaşlarda anne-babalarının, öğretmenlerinin, doktor amcalarının, komşu teyzelerinin elbiseleriyle gökten indiklerini sanırlar. Amma, polislerini sayım suyumla seçerler. Bazen; ana-babalar, teyzeler amcalar ve çoğunlukla da minicik arkadaşları aniden ortadan kaybolurlar. Onların; geceleri göz kırpan birer yıldız olduklarını, bilenler bilmeyenlere anlatır. Ya yıldız kayınca nenelerin dedelerin:" biri daha öldü" dedikleri, yıldızı kaydılara anlam veremezler. Kızdıkları yıldız olmasındı. Şiş karın, çarpık bacak da yakında yıldız olur, bakın göreceksiniz. Hele bayramlarda iki kuruş harçlık vermeyen yaşlı komşular. Onlar hiç yıldız olmasınlar. Kalsınlar kaldıkları yerde böcüklensinler.Hep polis kalsınlar. Biz de onlardan hep kaçalım.Onlar için polis, adı duyulunca kaçılacak, kaçınılacak bir şeydir.Bayramlarda, olmadık zamanlarda; geb geb bağıran, kapıları açmayanlardır. Cocuklar büyüdüler. Zaman değişti. Cemaatten çok cami hesabı, hırsızdan çok polis gereksinmesi oldu." Hırlı mı çoğaldı, hırsız mı yolunu şaşırdı" nedeni bilinmez. Bu defa polisler kendi aralarında hırsız-polis oynar oldular.Sıkıntılarını anlatabilmek için dernek kurdular, karşılarına başka dernek çıktı. Çıkar a, herkesin sorunu kendisine. Sonra; senin amirin, benim adamım senin vekilin, benim bakanım derken iş çığrından çıktı. İş gitti gitti sınırları, denizleri aştı, taa Kıbrıs'a kadar dayandı. Hani bir zamanlar "Kıbrıs Türktür-Türk kalacaktır" diye bağırdığımız, sonradan "Ya Taksim Ya Ölüm" diye haykırdığımız sonra da ..afedersiniz dilim nereye kaçtı. Daha dilim tam şuradaydı, ah nerede vah nerede.. Eski cumhurbaşkanını hırsız ilan edenlerle etmeyenler kapıştı. Onların adamları da kapıştı. Aynen bizler gibi. Herkes hırsız. Hırsız olmayanlar hırlı. Zaptiyelerle rap rap' tiyelerin kapışmasına da... iki vakte kadar mı desem.. Yani sen gönlünü ferah tut. Bakma onların tepede kapıştıklarına. Hikayelere göre; Hoca Nasrettin gibi; kelek çıkan karpuzların üzerine -afedersiniz şey yapıp, sonra da susayınca; şuna değdi şuna değmedi diye hepsini yiyip bitirirler, sen de şaşar kalırsın. Öff yaa, gel biraz da bizler hırsız-poliscilik oynayalım... Yok yok, artık neşe yok bu oyunda. Haydi toplanın çocuklar: Mendilim köşe köşe, bizden size kim düşe.. |