Kadın Hareketi
Ana Sayfa
Yazarlar
Bağlantılar
Bize Ulaşın
Site İçi Arama
İstatistikler
Ziyaretçi: 484287
Ana Sayfa
Kutsamak, ama neyi? Yazdır E-Posta
Yazar Gülderen Gürcan   
29/04/2010

Bizler neleri kutsarız? Özel midir genelmi yani iradeyi cüzi-i'ye mi, irade-ii külli' ye mi? İlk kutsama ne ile başladı?
 
Şöyle bir araştırırsanız ademoğlu ilk defa bilmedikleri şeyleri, kendilerine zarar vermesin diye ya da bolluk bereket getirsin diye  baharı, yağmuru, akan dereleri su kaynaklarını kutsadı. Doğa şartları gereği; canlarını oradan oraya atarken, doğadaki doğal yiyecekleri kutsadı. Yerleşikliği ve hayvancılığı keşfetti. Ürettikleri yiyecekleri ve kendilerine zarar vermeyen etinden sütünden derisinden faydalandığı hayvanları ve kendilerini parçalayabilen hayvanları kutsadı. Güneşi, ayı, yıldızları kutsadı. Dağları, suları, ağaçları kutsadı. Kadınları, anaları hep kutsadı. Doğurganlıklarından dolayı; onları tapılası kadınlar, Tanrıçalar yapıp kutsadı. Nehirlere, saklandıkları mağaralara, ağaçlara onların isimlerini verip kutsadı.
 
Daha düşmemiş göbek bağlarıyla, ellerine, avuçlarına aldıkları bebelerini; gökyüzüne, dolunaya kaldırıp kutsadı.  Yeni doğanları; yine yaz-kış demeden buzlu çağlayanlarda yıkayıp kutsadı. Onlar özeldiler ve güzeldiler. Geleceğin müjdecisi bahardılar. Her doğan canlı, yeni gün, yeni ay gibi kutsaldı. Çünkü onlar doğanın ta kendisiydi.
 
Ekini, hasadı, bağbozumunu, şarabı kutsadı. Üretikleri araç gereçleri kutsadı ve alınterini ekmeğini kutsadı.
 
Kendilerince olağanüstü gördükleri kendilerice, bilim adamlarının kökenlerini kutsadı. Kabilelerin büyücüleri, içlerinde en bilge kişiydi. Görmüş geçirmiş, her demden bir ders çıkartan bilge savaşçı, öğretilerini kabilesine öğretiyordu. Vucutlarını, başlarını onların korkusu olan hayvan doğa motiflerininin en korkuncuyla bezer, onlara bir anlamda meydan okurdu. Böylece de savaşçı karakterlere önderlik eden bu ruh, bir itici yada koruyucu olduklarından kutsanılırdı. Kabilelerin ortak tapınçları yani ortak kutsallıkları vardı.
 
Zamanla çağlar çağları kovaladı. Topluma yönelik üretim ve tüketim olmadığından; çağlayanları besleyen erişilmez dağların
suları bulanıklaştı, karardı. Ay, güneş yıldızlar; mutsuz insanlar üzerinde doğdu. Egemenler; alın teri, emek, ekmek gibi yüce değerlerle ürettiğimiz üretim araçlarımızı, tapılası kadınlarımızı da da, kendilerine hapsetti. Zamanla da; emek, kadın, üretim araç ve gereçleri ellerinde bulunduranların kutsanması başladı. Cahile, cühelaya ödünler verip cehaletleri kutsandı.

Halk ne kadar çahal olursa yönetmeleri o kadar kolay olurdu. Onları ilimden, bilimden kim ne kadar uzaklaştırıyorsa paralara boğdurulup kutsandı. Halkın yaşaması için gereksinmeleri program sunucularına minnetlendirilerek " virrrdiim gittilere" boğduruldu.  Ayağımın altı pekmez, yala yala bitmez hesabı onlara asker-sivil dernekler, kuruluşlarca plaketler verdirilip kutsandı. Halk mistik (!) büyülere, çarpık pornolara dadandırılıp bir anlamda egemenler eliyle afyonlandı. Dört bir yanı savunmasız bırakılıp üzerlerine çullanıldı.
 
Kendilerine karşı çıkanları afaroz ettiler. Öyle yada böyle işkencelere çektiler, öldürdüler. Onları kendi kutsallıklarını onaylatmak için kurban ettiler. Kutsanmışlıkları dağları denizleri aştı. Bilmedikleri topraklarda da kutsanmak istendiler. Kendi çıkarları için çıkardıkları savaşları kutsadılar. İnsanları birbirine kırdırıp kadeh tokuşturmayı kutsadılar. Şerefe...Fondip.

Kadınını sonra anayı daha sonra da evlenmeyi kutsallaştıran ortak düzene karşın, egemenler; kadınlarının, analarının alınıp satıldığı düzenlerinde, erkeklerimizi de kendileri gibi parayla iğdiş köle, çocuklarını ise bini bir para etme savaşı verdiler. Hemde bunları bizlerden gasbettikleriyle yaptılar.

Amma, tarih hamile kadına benziyordu. Kendilerini bir bo. zannedenlerin; yalan, hile, hısızlık, katillik sömürgecilik üzerine kurdukları iktdarların rezilliği, günü gelipte ucube doğurunca, bir bo. değil, çok bo. oldukları bir kere daha kafalarına dank etti.
 
İnsanlık yine de kanla, irfanla kendi cumhuriyetlerini, kutsal halk iradelerini kurdu. Kutsal halk idaresi kurma savaşında şehit düşenleri  (ilgisizlikten kemikleri mezarlarından fırlasa bile) ve gazilerini (üç kuruşa yaşam savaşı veren) kutsadı .Kendilerine emeği geçenleri kutsadı. O ne yaman savaşlardı öyle. Can pazarı, hasret pazarı, buram buram kahramanlık kokan kan pazarı. Ana, baba, çocuk pazarı. Herkes kendi başının çaresine baksın pazarı. Bir afeti devran, kuru bir lokma pazarı.
 
Şimdi  onların izinde 'silahınız bilim olsun' şiarıyla yürümekteyiz. Yaşam hakkı kutsaldır, diyoruz. Alın terimiz, analarımız, bacılarımız,çocuklarımız, çalışanlarımız kutsaldır. Geri dönmez emeklerimizle ürettiğimiz; üretim araçlarımız, yurdumuz dediğimiz yaşadığımız topraklar bütünüyle tüm insanlığındır ve kutsaldır.

Al bilimi-ilimi avuçlarına. Kaldır kollarını güneşe, en büyük yıldıza. Bas alabildiğine bağrına, nefes gibi tut içinde. Sıcaklıkları iliğine-kemiğine yayılsın dinle bak, kaybettiğim dediklerin kıyamet gibi yaşıyor, her bahar kokusunda, her ürpermende, suda, ormanda,  karlı-dumanlı dağların zirvesinde, her doğumun ilk feryatlarında onlar var. Onları sana ileten güneş gibi, gerçek bilim adamları kutsaldır.
 
Ve diyoruzki cahilliğe, cahal ve çahallığa ödün vermeden, her türlü baskı ve yıldırmalara karşı; onurumuzun, emeğimizin ve ekmeğimizin savaşında hayatlarını feda edenler; her pınarda-kaynakta yeni, yeni, yeniden doğdukları için, ortak tapıncımızdır ve KUTSALDIR.   

 
< Önceki   Sonraki >
Bu site en iyi Mozilla Firefox 2, Microsoft Internet Explorer 7 veya daha yeni sürümler ile görüntülenebilir.