Kadın Hareketi
Ana Sayfa
Yazarlar
Bağlantılar
Bize Ulaşın
Site İçi Arama
İstatistikler
Ziyaretçi: 138659
Ana Sayfa arrow Yazarlar arrow Anne Var, Anne Var...
Anne Var, Anne Var... Yazdır E-Posta
Yazar Gonca Eren Sol haber arşiv   
10/05/2010

Adettir, gazeteler anneler günü nedeniyle anneleri ve çocukları yazarlar. En güzel annelerin fotoğraflarını sergileyenlerden tutun da annelik ile beraber yaratıcılıklarının nasıl geliştiğini anlatan “ünlü” isimlere, hamarat, becerikli, on parmağında on marifet ama illa da “ünlü” annelere kadar çook geniş bir yelpazede anneleri görürüz sayfalar boyunca. 

Bu magazini izlerken veya okurken hissettiklerime belki de “yok artık, o kadar da değil” diyebilirsiniz. Anneysen anlarsın, ayrımcılık yapmazsın, annelerin hepsinin güzel olduğunu hissedersin diye itiraz edebilirsiniz. Ama ben her koşulda düşüncelerimde ısrarcıyım. Anne var, anne var...  

Kapitalizm ikiyüzlü insanlar üretir. Kutsal değerler, sınıf çıkarları ile çatışmadığı sürece kutsaldır. Çatıştığı noktada kaldırılıp çöpe atılır.  

Bu ülkede  genç bir kadın işe alınırken ilk karşılaştığı sorulardan biri anne olmayı düşünüp düşünmediğidir. Çünkü anne adayı her kadın, potansiyel zarar kapısıdır. Kadın işçilerine sıra ile hamile kalma izni veren fabrikalar, yine de insaflı olarak görülmektedir. Çünkü hamile işçilerini bir yolunu bulup kapı önüne koyanlar vardır. Hamile kalıp da çalışmaya devam edenler de çeşit çeşit sorunlarla karşılaşmaktadır. Sağlık koşullarına uygun çalıştırılmayı bırakın,  tuvalete gitmesini bile sınır konulan kadınlar, bir yandan çalışmaya devam etmekte, bir yandan da sağlıklı çocuklar dünyaya getirmek için dua etmektedir. Aslında iş allaha değil, patronun insafına kalmıştır ya da işçinin mücadelesine ama gerçeklerin görülmesi her zaman mümkün olmamaktadır.  

Şansı yaver gidip de sağlıklı bebek dünyaya getirmeyi başarabilen kadınların derdi, şimdiye kadar bahsettiklerimizden daha da büyüktür. Kapitalizm de annelik o kadar kutsaldır ki, bebek ve çocuk bakımı sadece ve sadece annelerin sorumluluğudur! Çocuk bakımı akla uygun bir toplumsal işbölümü ile devlet güvencesi altına alınabilecekken, sadece annelerin omzuna yıkılmakta, anneler de bu yükün altında ezilmektedir. Bazıları çalışma ve toplum hayatının tamamen dışında kalıp kendini çocuğuna “adarken” ve aslında çok keyifli ve üretken olabilecek bir işi tüm körelticiliği ile yaşamak zorunda kalırken, bazıları “iş, ev, çocuk” kıskacı içerisinde aslında anneliğini gerçekten yaşayamadan çırpınıp durmaktadır. 

Peki ya istemediği bir zamanda istemediği kadar çok çocuk sahibi olmak zorunda kalanlar? Daha kendisi çocuk iken bir bebeğin sorumluluğu altında kalan, yıllar geçtikçe artan çocukları ile beraber yirmili yaşlarında erkenden yaşlanan kadınlar? Onlar, annelik gibi güzel bir duyguyu yaşanan sıkıntıların içerisinde zar zor hissedebilenlerdir.   

Peki Mazıdağı katliamını gerçekleştiren aileye gelin gitmiş olan, çocuğunu kocasına bırakıp baba ocağına dönen, ama karnında da “katillerin dölü”nü taşıdığı için reddedilen anne? Töre, kan davası gibi kılıflarla bize yutturulmaya çalışılan insanlıktan çıkışın ya da insanlıktan kaçışın kurbanı olmuştur artık...    

Peki ya diğerleri? “Çocuk da yaparım kariyer de” ya da “çocuğum yaratıcılığıma yaratıcılık kattı, üretkenliğimi arttırdı.” diyenler? Anne var anne var... Bu ahkamı kesen, gazetelere çocuğuna yaptığı yemekleri tefrika ettirenler, şıp diye doğum öncesi kilosuna dönmesinin sırrını anlatanlar, “birini büyüttüm, şimdi sıra ikizlerimde” diye anneliğini ballandıra ballandıra anlatanlar.... Dedik ya anne var anne var... Onlar ekran önünde iken, onların çocuklarının da yanıbaşında, mutfaklarında, banyolarında, bahçelerinde çalışan “anneler” var...    

Çocuğa bakan, evine tapan, gece gündüz çalışan, yarını yapan anneler; ama illa ki yarını yapmak için inatla, dişiyle tırnağıyla çalışan anneler; bir gün gecikme ile de olsa, gününüz, günümüz kutlu olsun...  

 

 
Son Güncelleme ( 10/05/2010 )
 
< Önceki   Sonraki >
Bu site en iyi Mozilla Firefox 2, Microsoft Internet Explorer 7 veya daha yeni sürümler ile görüntülenebilir.