Kadın Hareketi
Ana Sayfa
Yazarlar
Bağlantılar
Bize Ulaşın
Site İçi Arama
İstatistikler
Ziyaretçi: 485446
Ana Sayfa
'1 Mayıs ve 6 Mayıs'ı yeniden düşünmek! Yazdır E-Posta
Yazar Av. Eren Keskin günlükhaber   
12/05/2010
Benim avukatlık mesleğini seçmemdeki en büyük neden, Deniz Gezmiş ve onlara yapılan büyük haksızlıktır.

Yıllar önceydi. Henüz çocuktum. O yıllarda devlet memuru olan babamın görevi nedeniyle Bursa'da yaşıyorduk.

Birgün, 'Deniz Gezmiş'ler Bursa'ya kaçtı' şeklinde bir söylenti çıktı. Zaten o tarihlerde herkes bu konuyu konuşuyordu.

Annem, bir yere gideceğinde kardeşimle bana şöyle tembih ederdi; 'Eğer kapı çalınırsa delikten bakın, gelen abilerse onları içeri alın ve hiç kimseye birşey söylemeyin'.

Biz kardeşimle her gün abileri beklerdik. Gelsinler de onları saklayalım diye...

Sonra bu acımasız devlet, abileri katletti. Ve ben o tarihlerde avukat olmaya ve Deniz Gezmiş ve onun gibileri savunmaya karar verdim.

Yıllarca hep bir şeyi düşündüm, acaba Deniz Gezmiş yaşasaydı bugün nasıl düşünürdü, diye...

Çevreye baktığımızda, 68'li olarak bilinen ve bence Deniz Gezmiş'e ihanet etmemiş olan çok az sayıda insan var.

O gün, Deniz Gezmiş'in yanında mücadele edenlerin büyük bir bölümü kendilerini hala 'sosyalist' olarak tanımlıyorlar. Ancak unuttukları bir sözcük var. O da, 'nasyonal' sözcüğü...

Evet, onlar 'nasyonal' sosyalistler...

2010 yılı 1 Mayısı'nda, bir kez daha buna inandım. Kendilerini sosyalist olarak tanımlayan, yaşını başını almış kişilere uzatılan mikrofonlara şu cevaplar veriliyordu:

'Taksim'i söke söke aldık',

'Atatürk ilke ve inkılapları doğrultusunda yürüyüşümüze devam ediyoruz',

O sırada Taksim'in bir yanından 'barış ve kardeşlik' sloganları yükselirken, bir yanından da 'şehitler ölmez vatan bölünmez' sesleri geliyordu.Türk bayrakları ile yürüyen kalabalık, sosyalist kimlikle hiç bağdaşmayacak sloganlar atıyorlardı.

Yalan söylememe hiç gerek yok. Ben kendimi kesinlikle o alana ait hissetmiyorum.

Türkiye solu gerçekten büyük acılar çekti. Ama bence, solun büyük bir bölümü 'katilini' tanımamakta ısrar ediyor.

Genlerine işlenmiş olan resmi ideolojinin yalanlarını bir türlü aşamıyorlar.

Kürt sözcüğünün bile kullanılmaktan korkulduğu yıllarda, Deniz Gezmiş ve arkadaşları ölüme adım atarlarken, 'Yaşasın Türk ve Kürt halkının kardeşliği' diye haykırıyorlardı.

Maalesef bu tam anlamıyla gerçekleşemedi.

Savaşın sürmesini isteyen militarist yapı, her asker cenazesinde Taksim'deki kalabalığı toplamaya devam ediyor.

'Söke söke aldık' demek marifet değil!

Marifet Taksim'de toplanan yüz binlerce kişiye hep bir ağızdan 'Savaşa hayır' diye slogan attırmaktır.

Yeniden düşünmeye ihtiyacımız var!

Yıl 1917 değil, 2010!

Dünya değişiyor.

Ve ne yazık ki, yıllar önce dile getirilmiş kavramlar ve parti modelleriyle yol alınamıyor.

Kalabalıklar bizim dışımızda başka yönlere akıp gidiyorlar.

Statüko her alanda çatlıyor.
 
< Önceki   Sonraki >
Bu site en iyi Mozilla Firefox 2, Microsoft Internet Explorer 7 veya daha yeni sürümler ile görüntülenebilir.