| |
|
|
|
İstatistikler |
|
Ziyaretçi: 485455
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Ana Sayfa
|
SESİMİZİ DUYAN VARMI? |
|
|
|
Yazar MİNE ŞAHİNKAYA YILDIZTEKİN
|
|
15/05/2010 |
|
Yaşları aynı kalacak, yüzleri aynı, hiç yaşlanmayacaklar… Aynı olmayan tek şey özgürlükleri olacak. Artık özgürler… Yaşarken olan biteni düşünecekler belki, neden diye soracaklar, suçum neydi? diye soracaklar… Ama bu sorular onlar yaşarken yanıtlanmadı ki öldüklerinde yanıtı olsun… Kimler mi söz ettiklerim! Aslında söz edemediğim, isimlerini, yaşlarını, yaşadıklarını gördükçe içimin yandığı, gözlerimden yaş akıttığım, onlar için hiçbir şey yapamadıklarım… Onlar ki yaşarken dünyayı lekelediler, lekelendiler!! Onlar ki öldüklerinde cenazelerinde bile ağlamak yasak… Onlar bizim kızlarımız, onlar bizim kadınlarımız… Hani üzerlerine şiirler türküler yakılan, görünürde çok değer verilen kadınlarımız… Kendi istedikleri hayatı yaşamak istedikleri için ya da tecavüze uğradıkları için, öldürülen yada intihara zorlanan kayıp ruhlar… Bu dünyada hiç var olmadılar ki öbüründe var olsunlar… Güldünya’yı hatırlayan var mı? Uğradığı tecavüz sonrası tecavüz edeni değil Güldünya’yı vuran zihniyetin farkında olan var mı? Üstelik devlet koruması altındayken hastanede öldürülen Güldünya? Mardin’de çalıştığı tarlanın sahibi tarafından tecavüze uğrayınca, namusu kurtarmak için annesi tarafından zehirli pide yedirilerek öldürülen Şemse’yi hatırlayan var mı? Batman;’da 15 yaşında önce vurulan, sonra iyileştirilip yine vuranlara teslim edilen daha sonrada cesedi Dicle’de bulunan Kadriye’yi hatırlayan var mı? Bursa’da ailesinin istediğine değil, kendi sevdiği adama gittiği için öldürülen Esra’yı hatırlayan var mı? Hangisini sayayım !!! Son 7 yılda töreye kurban verilen, vurulan, öldürülen kadın sayısı 4063, bir de intihara zorlananlar var. Resmi kayıtlara intihar olarak geçen 5375 kadın!! Ben bu satırları yazarken bunlara yenileri ekleniyor durmaksızın. Bütün bu vahşet Doğu ve Güneydoğu' da olmuyor üstelik. Ülkemin her bir tarafında töre ve namus cinayeti adı altında kadına katliam yapılıyor. Bunu ben demiyorum, bunu Dicle Üniversitesi’nin yaptığı bilimsel araştırmalar söylüyor. Batman’lı Elif 18 yaşında. Yaşlı bir adamla evlenmeye zorlanıyor. Evlenmeyi reddediyor… O sadece okumak istiyor oysa. Ama babası dediğini yaptıramayınca kendisini öldürmesini istiyor Elif’ten: NİYE? Kadının bedeni önce aileye, sonra kocaya, daha sonrada devlete ait görülüyor çünkü. Cezaevine girmek istemeyen o çarpık zihniyet yeni yollar buluyor yok etmek için… Ailesi kadının kaderini görüşüyor ve karar alınıyor; ya ailenin en küçüğü öldürecek ya da kadına ip, silah, fare zehri veya nehre atlamak seçeneği sunulacak… Töre cinayetleri, namus cinayetleri epey yol aldı değil mi? Kadın bir meta. El değişimi sırasında temiz ve el değmemiş olmalı. Kadın bakire değilse mal defoludur. Bu zorla olmuş olsa bile; kızlığı bozan kızlığı bozulanla evlenirse cezası yok bizim adalet sistemimizde: KADININ MAĞDURİYETİNİN VE İRADESİNİN HİÇ BİR ÖNEMİ YOK…. Kadını meta olarak gören ataerkil toplum kadına yönelik şiddeti ve namus cinayetlerini derinleştirerek sürdürüyor. Geleneksel sosyal değerler kadını erkeğin egemenliği altına koymuş ve ikinci sınıf konumuna itmiş. Evlenmemiş kız babasına, evlenmiş kadın kocasına, dul kadın kocasının erkek akrabalarına, kocasından ayrı yaşıyorsa erkek kardeşine yada kendi doğurduğu büyüttüğü yetişkin oğlunun egemenliğine girer. Kadın hiçbir zaman kendine ait değildir. Namus cinayetlerine, töre cinayetlerine özendiren, destekleyen ve bu cinayetleri işleyenleri koruyan bir soysa-kültürel-dinsel sistem oturmuş yerine. Burjuva-kapitalist devlet yapımız da bunu koruyor, kolluyor. Köy ve kent arasındaki yoğun göç ile birlikte bu sistem kentlerde de alt yapısını buldu üstelik. Aile içinden, aile dışından birilerinin tecavüzüne uğruyor çocuklarımız, kızlarımız, kadınlarımız… Konuşmasın diye öldürülüyor yok ediliyor vahşice… Bunlar ne kadar içler acısı ki “münferit olaylar” diye geçiyor gündemimize. Vahşice öldürülen, intihara itilen çocuklarımız ve kadınlarımızın sayısı bile net bilinmiyor. Benim önerim kadın ve çocuk cesetlerini sayılarını resmi olarak tutacak bir bakanlık kurulsun. Bu durum için hiç bir şey yapmayan devlet en azından sayımızı güvenilir tutsun. 1978 de “kadın doğulmaz, kadın olunur; erkek ve erkeklik düşüncesi nasıl yaratıldıysa, kadın düşüncesi de öyle yaratılmıştır” diyen Simone de Beavxoir şunu da eklemiş sözlerine “insanlığın doğa üstü yaratıcısı kadındır” Standhall “bir kadın olarak doğan her dahi, insanlık için bir kayıptır” demiş.Aaahhhh !! Bir de ülkemdeki kadınların yaşadıklarını görseler, bilseler neler söylerlerdi acaba? Dicle Koğacıoğlu ismini hatırlayan var mı? Hani öğretim görevlisiydi üniversitede. Kendini boğaz köprüsünden atmıştı. Gencecik ve hayat doluydu. Namus cinayetleri üzerine araştırmalar yaparken, bıraktığı son mektubunda “çok acı var dayanamıyorum” diyen Dicle… Psikologlar ölümünden sonra Dicle için “akıl krizi” geçirmiş dediler. Yani bildiğimiz kalp krizinin akılda olanı. Dicle duyduklarından öğrendiklerinden aklının sağ duyusuyla çıkamadı işin içinden…. SESİMİZİ DUYAN VAR MI? SESİMİZİ DUYAN VAR MI? SESİMİZİ DUYAN VAR MI? Sonraları devran döndüFeleğin sillesi İndi başıma.Çul beze dolayıpMal mülk gibi sattılar.Ağzımı, burnumu kesip Göle attılar beniTöre diye,Namus diye,İnsan denen yaratıklar |
|
Son Güncelleme ( 15/05/2010 )
|
|
|
|
|
|
|
Bu site en iyi Mozilla Firefox 2, Microsoft Internet Explorer 7 veya daha yeni sürümler ile görüntülenebilir.
|
|