Kadın Hareketi
Ana Sayfa
Yazarlar
Bağlantılar
Bize Ulaşın
Site İçi Arama
İstatistikler
Ziyaretçi: 485674
Ana Sayfa arrow Yazarlar arrow Siz ölüme alışkınsınız...
Siz ölüme alışkınsınız... Yazdır E-Posta
Yazar Özcan SAPAN Günlük haber   
22/05/2010
Garip bir ülkede yaşıyoruz! Aslında bu sözü kendime kıble edinirsem belki de daha mutlu olacağım. Belki de garip bir ülke cümlesini sindirmem gerekir. Çünkü çok garip şeyler yaşanıyor, yaşıyoruz... Çok renkli görüntülere, tartışmalara tanık oluyoruz. Siyasi arena, oldukça hareketli ve hararetli bir sürece doğru hızla ilerlemektedir. Bir yanda anayasa tartışmaları, referandum; diğer yanda her konuda açılım meselesi. Bir yanda balyoz sorunu, diğer yanda paşalar meselesi. Bir yanda Baykal ve CD'si, diğer yanda Kılıçdaroğlu ve buraya kadar gelirken zıpladığı noktalar. Bir yanda ekonomik büyüme, tek haneli enflasyon rakamları; diğer yanda her geçen gün yoksullaşan emekçi halk, işçiler, küçük üreticiler, küçük esnaflar, öğrenciler velhasıl bölüşümün dışında kalanlar... Yani ölümü hak edenler...

Açılım açılım diyerek, demokrasi, özgürlük ve barış adına tutulan ışık, balçıklara battı. Şimdi anayasa ile aynı ninni okunuyor. 12 Eylül Darbesi'nin izlerini 12 Eylül'de yapılacak anayasa referandumuyla sileceklerini iddia edenler bile var. Yıllardır dağ gibi biriken engeller, sorunlar, ampul ile aydınlanmadı. Derdi, amacı başka olanların size tutacağı ışık, göstermek istediği yeri aydınlatır. Bu anlamda ışık tutanlarla, kamera tutanlar arasında doğrudan bağlar vardır. Ve artık haberler bile dinlenemez, tartışma programları ise yağdanlık muhabbetlerine döner. Yani yalanı dolanı hak edenlerle ölümü hak edenler... Bir de buluşabilseler...

Maden patlamasında mahsur kalan 30 işçinin yakınlarını ziyaret etmek üzere Erdoğan, nihayet göçüğe gitti. Bir kişi gözaltına alındı, polis havaya bir el ateş etti. Erdoğan'a bu sırada bir kişi küfür etti. Tartışmalar, çatışmalar, gözaltılar yaşandı. Bir genç kızla başladığı tartışma sonucunda Başbakan, diline hakim olamadı olayı şöyle özetledi: 'Bu mesleğin kaderinde bu var. Mesleğe girerlerken de bu tür şeyler olabileceğini bilerek giriyorlar' dedi. Konuşmasının sonunda ailelerin sağduyulu olmasını istedi. Dik durmaları konusunda nasihatler verdi. Dönerken yolun bozuk olduğunu gördü derhal karayolları şefliği arandı ve yollar hemen onarılmaya başlandı bile.

Bir söz vardır kendileri iyi bilir. 'Kabe tavaf edilirken Peygamber'in emri gereği hervele yapılır' yani acı duysan da yorulsan da canlı ve çalımlı yürünür anlamında bir söz bu. İyi de ateş düştüğü yeri yakar. Şimdi oradan cesetler çıkarılırken ne ailerden 'hervele' bekleyebilirsiniz ne de işçilerin ölüm şekline 'kader' diyebilirsiniz.

Herhangi bir ortalama medeniyet seviyesindeki bir ülkede bu sözleri ifade edenin sadece siyasi hayatını değil o toplumdaki tüm varlığını sıfırlayacak bir açıklamadır bu... Ama ümmetçi bir toplumun mukadderatçi bir Başbakanı'ndan gelmiş bu sözler beni hiç şaşırtmadı. Başka bir şey söyleyebilseydi ona şaşırırdım.

Aslına bakılırsa benzeri sözleri kot taşlama işçileri için, tersane işçileri için, TEKEL işçileri için de söylenmişti. Aslına bakılırsa benzeri sözleri fındık işçileri için, pamuk işçileri için, tütün üreticileri için de söylenmişti. Aslına bakılırsa söylemi farklı düzeylere çekersek, hatırlayalım; askerler için de, taş atan çocuklar için de, kendini yakan çocuk için de, dağa çıkanlar için de söylenmişti. Velhasıl Kürtler için, yeri geldi Ermeniler için, zaman oldu Aleviler için de söylenmişti. Yani kızdığı, sinirlendiği ulusal ve uluslararası toplantılar dahil olmak üzere her yerde söylenmişti.

İyi de herkes bir şeyler hak etmiştir. Kimileri özgürlüğü, kimileri içeri tıkılmayı! Zengin olmayı veya yoksulluğu! Kader mi bunlar! İşçilerin özlük haklarını taşeron firmaların elinden alabilmek için daha kaç kişinin ölümü beklenecek? Ha keza kot işçileri, tersane işçileri. Kaç kişinin daha ölmesi gerekir. Yoksa bunlar da mı analarını alıp gitsinler Sayın Erdoğan?

Ama biz çabuk unuturuz acımızı da, tarihimizi de. Nasıl çiftçilerin dertlerini haykıran çiftçiye 'ananı da al git' dediğini artık hatırlamıyorsak, daha iki yıl once 1 Mayıs'ı Taksim'de kutlamak isteyenleri 'ayak takımı' diye nitelendirmeni de çabuk unuttuk. Ama bu yıl 'bizim solcularımız' bile 1 Mayıs için Taksim alanına izin verilince geçen yılları unutup, bu tavrınızı 'kahraman' ilan ettiklerine göre; önümüzdeki yıl davullarla, zurnalarla karşılanırsanız Zonguldak'ta; yine şaşırmayacağım. Çünkü Anadolu'da çiftçiler de bağırlarına bastı Başbakanlarını!..

Yani yalanı dolanı hak edenlerle ölümü hak edenler Yunanistan'da buluştu... Bir de bizde buluşabilseler... Olur ya yalanı hak edenlerle, ölümü hak edenler 'hervele' olsa...
 
< Önceki   Sonraki >
Bu site en iyi Mozilla Firefox 2, Microsoft Internet Explorer 7 veya daha yeni sürümler ile görüntülenebilir.