|
Rusya'nın Anna Karenina'sı, Batı'nın Madam Bovary'si olur da bizim Bihter'le Behlül'ümüz olmaz mı? Olur tabi. Nedense hepsi l9. yüzyılın zaman dilimleri arasında yaşamışlardır. Elalem direkt kol kuvvetine dayalı ekmek üretme derdindeyken, buncağızlara rahat battığından olmadık kişilere genel ahlak kurallarına aykırı olarak aşk yaşamışlar. Sonunda da o güzelim kadınlardan Anna Karenina kendisini rüyalarında gördüğü trenin altına atmış, Madam Bovary arsenik içip ölmüş. Eee, biz Bihter'imizi yaşatacak değiliz ya. Ver eline estetik bir silahı vursun kendini. Toplumun yüz karalarından biri daha eksilsin! Böyle kötü yolları düşünenlere de ibret-i alem olsun! Kimi kocasını kendi kör cahil cahil kafasına bakmadan küçümser. Ona hükmedince kendini bi bo sanır. Zengin ya da ailesi saygın birine kapağı atarsa sınıf atlıyacağını düşünür. Kimi kendini ihmal eden kocasından intikam alır. Adamlar da ar belası çekerler de çekerler. Bizim Bihter'imiz ise ne paradan vazgeçer ne aşkından. Madam Bovary'nin eşi doktormuş. Neyse ne. Biz, Bihter'gillerin yaşamına bakalım. Yaşadıkları lüks hayatın, doğum günü hediyesi arabaların, elmas takı setlerinin kaynaklarını öğrenemedik. Evlenecek kızının balayında hangi gemiyle ülkelere gidecekleri, döndüklerinde hangi villalarda oturacakları tartışılır. Hangi ürettikleriyle. Oysa Behlül, resmen boş eşeğin boş kalfasıdır. Buradaki kadın tiplemelerine bakarsanız hiç birinin üretimle zerre kadar ilgisi yoktur. Sadece yer, içer, takıp takıştırırlar ve yatarlar. Fahişe diye damgalananlardan farkları yatacağı insanları beğenilerine göre seçmeleridir. Aşıkları da ruh ikizi gibidir. Şimdi söyleyelim bakalım Etnan Bey, el üstünde tuttuğu karısının yaptıklarını hakketti mi? Bilemeyiz. Bildiğimiz yaldızlı Etnan bey'in ne işle iştigal ettiğidir. Günümüze adapte edildiğine göre belki de Etnan bey, kanla irfanla kurulup bize miras bırakılan "Cumhuriyet" adını koydukları Gayya Kuyusu' nun sahibidir. (Cehennemde bir kuyu olduğu iddia edilir. Bu rezil durumdan en büyük zararı verenler, gayya kuyularında çırpınıp dururlarmış. İblis'in gaflete düşen insanı sürüklediği korkunç sapıklıklar ve ahlaksızlıklar bataklığı, karanlık ve derin uçurumun girdabı... v.s.) Kesinlikle iddia ediyorum, üreticilerin binbir zahmetle kanla terle ürettiği başka başka artı değerlerin sahibidir bu Etnan bey. Tıp dilinde "perina" olan boşlukta keyfediyorlar. Film gibisi fazla. Daha lüks harcamaları için farklı senaryolar üretiyorlar. Ama özleri aynı. Ters açılar birbirine eşit hesabı. Ya da emekçilerin üzerlerine yıkılan savaşlar çıkarıyorlar. Buyurun bir senaryoya: Oyunun adı; Ölümüne yatmak değil, mis gibi kokan sıcak ekmek kokusuna yıkılası dağların en dibine ölümüne inmek... Kaçıncı perde?.. Tiratlar çığlık olup; perdelerin ardına değil ekmek kuyusu, gayya kuyusunda. İçerdeki can pazarı madenden dışarı püskürmüş. l800 derecelik ısı Cumhuriyet kuyusunun görünmez, devasa kara deliklerinde saklanmış. Terlikli terliksiz, yalınayak aileler koşturuyor. Oğlu vurulan bir ana da cenazesine yalınayak koşturmuştu. Sonra TV gördü. Asker yetkililer uyardı Ananın ayağına terlik verdiler. Bayrağa sarılan oğlunu terlikli uğurladı... Sesler anlaşılmıyor. İçerideki patlama kadar uğultulu. Yan tarafta bekletilen ambülanslar, içeriden kaç ölü çıkacağı belirsiz cesetlere göre hazır bekleyen sandukalar. Özenle bezenle katlanmış bayraklar. Şehitlerin üzerini örtecekler. Hali hazırda nutukcular, halka iştirak edesi paralı ağlamacılar, ağıtlar, yine nutuklar... Sonu: Evli evine, köylü köyüne. Evi olmayan? Sıçan deliğine. Onlar her gün gayya kuyusuna inenler, ölmeden mezara girenlerdir. İşkencehanelerdeki ruhlara korku salmak için insanların içine bilmem kaç gün konulduğu tabutluktur burası. Onların normal yaşam biçimi! İşkenceciler, bedenden önce ruhları da çürütmek için kimbilir ne kadar harcırahla, ne kadar eğitim aldılar? Başarı belgeleri de varmı ki? Çığlıklar çığlıklar ve böcekli, küflü, soğuk, ıslak, kör karanlık. Terinle, soluğunla, dışkılarınla günlerce içiçe yatmak. -Siz de amma abarttınız ha. Mesleğe girerken de böyle şeyler olabileceğini bilerek giriyorlar. Baba, amca, göçükte kalmış. Bir bakıyorsun, aaaa o da madenci olmuş. (Bak sen, bak da seyreyle gülüm.) - Tazmin edeceğiz. Zaten çoğunun emeklisi gelmiş. Gelmiyenin de telafi edeceğiz. _ Kadere inanın. İnsanların erişemiyeceği şeyler vardır. Protesto edenler, dışarıdan gelmişler. Bu işleri iş edinmişler. Yoksa oradakilerin hç biri protesto etmeyecek....Aşırı sesten kulakları rahatsız oldu beyefendinin. O zaman ağzını aç. Dengeler. A dostlar, sizler de bir alemsiniz! Siyasilerin karton resimlerini denizlere dökme planlarınız ne işe yarar? Onca genci ters açıdan hala oraya buraya sürüklüyorsunuz. Bakın sayenizde ne DGM kaldı, ne işveren örgütlenmeleri. Varsa da kendilerini kötü duruma düşüren sisteme karşı değil işçiye karşı. Belalardan bela beğendirme eğiticileri. Bakın koltuk altından senaryo gereği cukkadanak şapka çıkarılıveriyor. Yarın çuk diye tepesi ışıklı baret de çıkar. Birilerinin çukçukusu, Bihter'lerin kapalı kutusundan bize ne demeyin. Bütün suç avratlarda.. Arsenik mi içecekler, trenin altına mı atlayacaklar? İntihar mı ettirilecekler? Gebersin kaltaklar! ! ! Haydi yallah, gayya kuyularına.Yeter ki kalanların düzenleri devam etsin... |