|
Yazar Özden OTÇU enternasyonalforum
|
|
31/05/2010 |
Kendimi kötü hissetmenin kötümserliği içerisinde kendimi yitiriyorum. Karamsarlığın en tehlikeli girdaplarında yok olup gitmemek için direndikçe, direncimin kırıldığını, yorulduğumu hissediyorum. Kayıplardayım… Öfkemin karanlığında kayboluyorum sürekli. Kendi öfkemin önünde kendim bile duramıyorum. Üstüme basıp geçiyorum büyük bir öfkeyle, en akıl almaz ötelere. “Keskin sirke olup, küpüme zarar vermemeliyim”’ in bencil ve korkak edilgenliği de durduramıyor öfkemi. Küpümün hiç olmadığı geliyor sonra aklıma. Küp hep başkalarında, küpü dolduranlar hep başkaları oysa. Olmayan küplerimizin kırılma korkusuyla yaşıyoruz sürekli. Bizi böyle kandırıyorlar. Çok iyi biliyorlar ki, Bizim öfkemiz onların küpünü kıracaktır. Korkuları bundandır… Kırılacak olan onların küpüdür, dökülecek olan onların kokuşmuş düzenleridir. Olmayan küplerimizin kırılganlığından kanlarımız saçılıyor yurdumun her yanına. Umursamazlıklarıyla burun buruna yaşıyoruz ve daha da bir burnumdan soluyorum canım acıdıkça. Öfkemi soluğumun tavında dövüyorum, daha da bir keskinleşerek. Sözün tükendiği, yazmaların hiçbir şeyi değiştirmediği çıkmaz sokaklarda kalıyorum, çıkar bir yol bulamamanın umutsuz sancılarıyla. Burası Türkiye, burası sözün tükendiği yer. Burası ecelinle ölmenin lüks olduğu ülke. Burası yalnızca küpü sağlam olanların, daha doğrusu küpü olanların ömrünce yaşadığı ülke. Ömrünce yaşamak… Ne büyük bir lüks küpü olmayanlar için. Biz küpsüzler… Sayıyla verilmedik biz onlara. Belki de bu yüzdendir yaşantımıza, yaşamımıza olan bu büyük saygısızlıkları. Oysa biz onları sayılarla getirdik tepemize. Belki de hiç hak etmedikleri saygıyı onlardan hiç esirgemeyerek. Onların küpleri var… Ve biz yapıyoruz bu küpleri kendi ellerimizle.. Ve yine biz dolduruyoruz bu küpleri kendi ellerimizle… Ve yine bir gün mutlaka yine biz kıracağız bu küpleri. En keskin hallerimizle, kırma hakkımızı saklı tutarak. Bunun böyle olacağını onlarda biliyor ve bütün korkuları bundandır. Korkularından korku salıyorlar üstümüze: “Aman ha küp kırılmasın!” Oysa küp çoktan çatladı. İnsan yaşamına, insan emeğine değer vermek yok, sorumluluk yok, utanma yok, utanmanın verdiği suskunluk hiç yok. Güveni yitiriyoruz, saygıyı yitiriyoruz, umudu yitiriyoruz ve yaşamı yitiriyoruz, kendimize en büyük ihanetleri yaparak. Yazıklanmaların en yazıklar olsun öfkesini dahi göstermekten korkarak, yılarak. Yaşarken kayboluyoruz, yaşamın rayından çıkıyoruz ölümlerden beter korkular içerisinde. Katliamlara, cinayetlere yeni anlamlar yüklüyoruz, eski sözcüklerle. Kader diyerek, mukadderat diyerek ecel olmayan ecelleri kabullenerek. Kendi üstüme basıp geçiyorum, bilinmeyen ötelere. Umutsuz, güvensiz, alabildiğince öfkeli, alabildiğince acılar içerisinde. Kayboluyorum kendi içimde, kendimden uzak. Öfkemden kuduruyorum… Olmayan küpümün keskin sirke tadında. Küp ha kırıldı ha kırılacak… |
|
Son Güncelleme ( 31/05/2010 )
|