|
Sonunda olan oldu.
Hormon yiyenler yani; üç boyutun ötesindeki çizimleriyle ünlenen ( Ne demekse,ben anlıyamıyorum. O şehrin yabancısıyım. Sadece gece uçakla geçerken şöyle bir baktıydım netekim) Picassonun tablolarına benzemeye başlayan gıdalarla özdeşleşenler. İşsizlikten, açlıktan kıvrım kıvrım kıvrananlar. Hastahaneleri-eczaneleri, hapishaneleri-işkencehaneleri, karhaneleri bir doldurup, bir boşaltanlar. A'dan başlayıp her türlü harf bileşkenler için dakika başı imtihana çekilenler. Bu imtihanlarda başarı göstermek için bilmem kaç bin liralarla kafalarına çıvi kaktırtanlar. Küçülen cepler. Hanımın hesabı benden diyenler. Ekmek derdine koşuştururken börek taşlarını düşürenler. İki nefes arası baharı yazı görmeyenler, yetip bitiremiyenler. Gözlerinin feri gibi umutları sönenler. Her nefeste kanlari canları, emekleri gelmiş geçmişleri hortumlananlar. Üzerinde yaşadıkları miri toprakların yeraltı, yerüstü her türlü kaynakların ve yan ürünlerinin kendilerinden habersiz kimlerin ne zaman kime pazarlandığından bi haber olanlar. Paralarının bir gecede değerini kaybedip buharlaştırılanlar. İş kazalarında sakat kalanlar. İtelenip kakalılanlar. İmtiyazsız sınıfsız bir kitle olanlar. Yaşasın Savaşa gidiyoruz! Şimdi sırada ikili, üçlü bilmem kaçlı gizli anlaşmaların ihlalleri var. Haberler flash patlatıyor. Önce anlatıcıların gözlerinde sonra gergin yüz ve kaşlarında. Gömleğe göre kravat, kravata göre cep mendili ona uygun saat kordonu. Kavunun içi, cehennem yeşili (kim o yeşili görüp anlattıysa!). Bel kemerleri, ayakkabılar görünmüyor. Onlarda uygundur netekim. Hani ortak düşmanımız ellerine geçse eğitim zayiatını düşünmeden ha gayret, ya bismillah deyü düşmanın üzerine konuşlandırılmış tam teçhizatıyla atlayıverecekler. Hafif silahlar, ağır silahlar...Savaş-Silah sanayicileri ellerini ovuşturuyor. Naklen saldırı. Hiç bir karesi atlanılmadan her köşeden çekilmiş. Teknik denilen bu zıkkımın da hikmetinden sual edilmiyor. Kimin elindeyse görüntü onun. Kurgulanmış oyun. Halatlardan kayanlar. Eğlencesine adam vuranlar, karşı koyanlar. Film değil. Hayatın ta kendisi. Kanlar boya değil gerçek. Kriz bu, bu bu. Resmen skandal. Neyseki sonunda ölü ve yaralılarımızı alabildik. KRİZ AŞILDI Sayın seyirciler. Şimdi reklamlar ya da l5 dakika çay ve ihtiyaç molası. Kafaların, yüreklerin, emekçilerin içine edilmesi de siz sayın ağzı açık seyreden müşterilerimize şirketten. Yeni haberlerde buluşmak üzere. Hepinize iyi geceler. Gel de uyu. Yatabilirsen yat. İnsansan lokma boğazında ayva tortusu misali tıkanmadan yut. Neler olup bittiğini sen anlıyormuşsun da çoluk çocuğundan saklıyormuşsun gibi büyüklük tasla. Zamanın yetkililerinin iletki ve ölçüm aletleriyle brakisefal olduğu anlaşılan Mimar Sinan'ın kafatası nerede? Kriz aşılmadı, şimdilik donduruldu. Yok rafa kaldırıldı. İleride çocuklarımıza çeyiz olarak saklanıldı. Üzeri örtüldü. Siz sayın savaş sömürgenleri, heveslenilmeye savaşmıyoruz..Sen öyle san. Mutlu sabahlar. Gözünüz yolda, kulağınız bizde olsun... |