| |
|
|
|
İstatistikler |
|
Ziyaretçi: 138133
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Ana Sayfa
|
Maviliklere... |
|
|
|
Yazar Ömer Faruk Altuntaş Turnusol
|
|
18/06/2010 |
Gazze’ye yardım götürmek için yola çıkan Mavi Marmara gemisine ve 'Özgürlük Filosu'na uluslararası sularda İsrail askerleri tarafından müdahale edilerek silahsız savunmasız 9 insanın öldürülmesi, birçoğunun ağır şekilde yaralanması, tüm dünyada ve Türkiye’de infiale neden oldu.
Mavi gemi, insanlığın vicdanını maviliklere açtı: Özgürlük, kardeşlik, dayanışma duygusu doldurdu yelkenleri. Dincisinden ateistine/dinsizine, Müslümanından Hıristiyanına insanlık bir yürek oldu, yürekler birlikte attı. Şairin yazdığı gibi;
“Türkiye’de Kürt olacağız Kürtlerde Ermeni Ermenilerde Süryani gidip Almanya’da Türk olacağız Hollanda’da Surinamlı Fransa’da Cezayirli İran'da Azeri Amerika'da zifiri zenci olacağız çoğalan zenci de mutlaka Kızılderili İsrail'de Filistinli köpeğin karşısında kedi kedinin karşısında kuş olacağız kuşun karşısında börtü böcek hakemler hep karşı takımı tutacak ve biz hep yedi kişiyle tamamlayacağız maçı” (*)
diyenler binmişti Mavi gemiye: Dinli - dinsiz, solcu – sağcı, Müslüman - Hıristiyan ve de Yahudi; ancak hepsi vicdan sahibi.
***
İrlanda’dan kalkan, ancak Özgürlük Filosu'na yetişemeyen Rachel Corrie gemisi, Gazze’ye doğru yoluna devam etti. İrlandalı ve Malezyalı 15 sıcak yürek, Siyonizm’in son teknoloji ile donanmış kurşun askerlerine karşı, ölüme ıslık çalarak maviliklere daldı.
Nazım Hikmet Ran, yarım asır önce, görmeden, aynı yüreği taşıyan sarı saçlı kız Rachel için yazmıştı sanki:
“Kardeşlerim bakmayın sarı saçlı olduğuma Ben Asyalıyım Bakmayın mavi gözlü olduğuma Ben Afrikalıyım”
Rachel Corrie, henüz 23 yaşında Amerikalı genç bir kız; hiç tanımadığı, dininden - dilinden anlamadığı insanların acılarını yüreğinde duyarak, insanlığın vicdanını taşıdı Amerika’dan taa Filistin’e. Kalkan olmak istedi bir Filistinli ailenin İsrail dozeri tarafından yıkılmakta olan evine. Bütün dünyanın gözü önünde, ezerek öldürdüler onu.
Çatışmanın ortasında sevgiyi ve paylaşmayı öğrenen Corrie, ailesine yazdığı son mektupta, “…hükümetimin büyük oranda sorumlusu olduğu bir soykırımın göbeğindeyim” diyordu ve Araplar dâhil, dünyanın seyretmekte olduğu bu katliama itiraz ediyordu. O, insanlığın sesi ve vicdanı olarak, henüz 23 yaşında, şakaklarında çocukluk çilleri savmadan, İsrail buldozerinin önüne dikildi. Siyonist şoför, buldozeri Rachel’in üzerine sürdü, çilleri savmamış sarı kız, Gazze - Refah mülteci kampında buldozerin altında kaldığında, takvim 16 Mart 2003’ü gösteriyordu. Rachel ismi verilen İrlanda gemisi, İsrail kuşatmasını kırmak için Akdeniz’de ilerliyordu.
***
Ve 'Hoca efendi' (!) uzun zamandır Amerika’da oturmakta olan Fethullah Gülen, Gazze’ye yardım götürmekte olan Özgürlük Filosu'nu daha orada ne yaşandığı tam anlaşılmamışken hemen eleştirdi ve bunun “otoriteye başkaldırı” anlamına geldiğini belirtti. Yardım götürmek isteyenlerin İsrail’den izin almaları gerektiğini söyledi. Fethullah Gülen’in açıklamaları bazı İslamcı çevrelerde burukluk yatırken, bazı kesimlerin tam desteğini aldı. Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, Hoca efendiye tam destek verenlerden. Hoca ne derse iyi der, ne yaparsa iyi yapar diyen Arınç, bu tutumuyla Özgürlük Filosu’nun ve Mavi Marmara’nın yöneldiği değerlerin içini boşalttı. Arınç ve Arınç gibi düşündüğünü doğrudan ve dolaylı biçimde ifade eden geniş bir kesim, vicdanların sesine değil, Gazze kuşatmasını yapan vicdansızların ve bu kuşatmaya destek veren efendilerin sesine tercüman oluyordu.
Bu gelişme, Hoca Efendi olarak anılan Fethullah Gülen’in neden Amerika’da oturmakta olduğunu ve bütün dünyaya dağılan yüzlerce okulla birlikte milyar dolarlarla ifade edilen ekonomik girişimlerin perde arkasını da açıklamaktadır kanımca.
***
Özgürlük Filosu'na İsrail askerlerinin müdahalesinin Somali’li korsanlardan geri kalmadığının herkes tarafından anlaşıldığı günlerde, bütün dünyada protestolar yaygınlaşıyordu. New-York’taki İsrail konsolosluğu önünden ve İsrail’de Tel Aviv’e kadar dünyanın çeşitli yerlerinde yapılan protesto eylemlerinde, içlerinde Yahudilerin ve Amerikalıların da bulunduğu onbinlerce insan, ellerinde Türkiye ve Filistin bayraklarıyla İsrail’in zulmünü protesto ediyordu.
Özellikle Tel Aviv’de yapılan gösteriler anlamlı ve düşündürücüydü. Hadaş ve Meretz gibi partilerden, Şimdi Barış, Guş Şalom ve İsrail’de İnsan Hakları İçin Doktorlar gibi sivil toplum örgütlerine varıncaya kadar çeşitli örgütler ve on binlerce İsrailli kendi devletinin ve ordusunun eylemini kesin bir tutumla kınıyordu.
Bu gösteriler, herkese gösterdi ki, Siyonizm ile Antisemitizm farklıdır. İsrail ve Amerika gibi devletlerin uyguladığı ırkçı ve sömürgeci politikalar ile İsrail ve Amerikan halklarının durumu farklıdır. Bu nedenledir ki, “halkların kardeşliği” her durumda savunulurken, ırkçı-milliyetçi politikalar kınanmalıdır. Devletlerin politikaları halkların durumu asla karıştırılmamalıdır.
Bir kez daha anlaşılıyor ki, hüner, yürekte ve bilinçte. İsrail’de Filistin’li olmak, İran’da Azeri olmak, Çin’de Moğol olmak, Türkiye’de Kürt olmak zor. Ama insan her yerde insan. Amerika’dan gelip Filistin’de İsrail dozerinin altında can veren Rachel Corrie ile Mavi Marmara gemisinde İsrail askerlerinin kurşunları ile yaşamını yitiren 19 yaşındaki Furkan Doğan’ın maviliklere yürüyüşü devam ediyor. Özgürlük Filosu'nun rotası, otoriteye ve haksızlığa biat edenlerle, otoriteye ve haksızlığa başkaldıranların ayrımını gösteriyor. |
|
|
|
|
|
|
Bu site en iyi Mozilla Firefox 2, Microsoft Internet Explorer 7 veya daha yeni sürümler ile görüntülenebilir.
|
|