|
Yazar LokmanÖĞÜLMÜŞ .78liler.org
|
|
18/06/2010 |
Ne garip bir yaşamdan sıyrılıp açlığın yoksulluğun ihanetin ortasından çekip çıkartarak yaratmaya, yaşatmaya çalıştık yüreğimizdeki cevahiri. Dudaklarımızda dondurulmak istenen gülücüklerimizi düşmana inat ne mahpusta ne işkencehanelerde ne de sürgünlerde yitirmedik.
İnsan bazen anıları ile yüzleşirken sanki içinde, korkunç, karanlık çukura akan şelalenin çıkardığı sesler gibi yüzüne çarpar. Her anı bende bu korkunç uğultuyu yaratır.Sürgünlüğün uçsuz bucaksız sonsuzluğuna kapılmış, dağılmış, kopmuş parçalanmış birer insan seli her girdiği virajda sağa sola çarpan buna rağmen ilk yaydan çıktığı gibi hedefe gideceğini sanan sürgün yoldaşlarımı hatırladığımda içimde bu korkunç uğultuyu duyarım hep. 12 Eylül darbesinin ardından sahipsiz duruma düşen devrimciler birer ikişer Filistin’e ya da Avrupa’nın çoğu yerlerine kendilerini atmaya başladılar.Yakalanan işkencehanelere doldurulanlar, idam sehpasına çıkarılanlar, yargısız yıllarca mahpus yatırılanlar ve sürgüne kaçanlar. Otuzüç yıl önce, büyük bir işçi seli Taksim yokuşundan yukarıya akmaya başlamıştı.Beşyüz bin işçi emekçi köylü öğrenci Türkiye tarihinde görülmemiş bir coşkuyla Taksim meydanını doldurmuş yükselen devrimci mücadelenin ciddi ayak sesleri duyuluyordu.12 Eylül darbesine hazırlanan sivil, resmi ve askeri güçler için katliam, kaos ortamı yaratılacak en uygun gündü; 1 Mayıs 1977 Taksim.Öylede oldu..Katliam… Ve 35 can. İntercontinantel oteli damından ve sular idaresinden, sıkılan yüzlerce mermi, itfaiye sirenleri altında panik yaratılan binlerce işçiye emekçiye masum insanları katlettiler.İşçiler hazırlıksızdı işçiler taksimdeki beşyüz bin sıkılmış yumruktan başka kol kola omuz omuza verdikleri yürekleri vardı.Ülkeyi bu günlere taşıyacak planlanmış tezgahlanmış senaryolar adım adım gelen postallar görünüyordu. 12 Eylül darbesi yumuşak iniş yapmasının ardından; beklenen direnişi gösteremeyen sol, uzun ve suskun toparlanamayacak bir sürecide kendi elleri ile hazırlıyorlardı. Türk solu 12 eylül darbesi ile birlikte siyasi arenaya ara verdikten sonra Türk ve Kürt solu devrim için neler yapılması gerektiğine dair hiçbir sorun üretemez oldu… Türkiye ve Ortadoğu’da yaşanılan olayların etkisinden kalmış ezilen halkların işçi sınıfın azınlıkların sorunlarına dair ciddi alternatifler üretemez duruma gelmiştir.Türkiye’de ABD emperyalizminin istem ve talepleri doğrultusunda iş başına getirilen yönetimlerle BOB ve Irak işgalinin tamamlanmasına yönelik çalışmalar hız kazanmıştır.Kürt sorunu, diğer azınlıkların sorunu derken karmaşık bir hal alınan bu açılımlar; otuz yıldır süren savaşın ağır faturası devletin derinlerindeki yapılanmalara mal edilmesi yerine, solculara ve Kürt’lere mal edilmek istenmektedir.Sol kurtuluşun umudu olmak misyonunu devem ettirmek istiyorsa mutlaka toparlanmak mecburiyetindedir.Türkiye ve Kürt coğrafyasında ve dünyanın her yerinde halkların kurtuluşu barışın olduğu bir dünyadan geçecektir. Geride bırakılan otuz yıl gibi uzun bir dönem.Kimileri anılarını Türkiye’de, kimileri anılarını mahpuslarda, kimileri anılarını Diyarbakır işkencehanelerinde, kimileri anılarını Botan’da Kandil’de, kimileri anılarını sürgünlerde, kimileri anılarını askeri üniformalar altında bıraktılar.Ve geride bırakılan otuz yıl… Kimileri Mehmet Koç yoldaş gibi kanserin vücudunu sardığı acı sona doğru ilerlerken Türkiye Filistin hattında İsrail saldırılarına karşı direnmiş bu yoldaş anılarını geride bırakacak günü bekliyor maalesef. Ne garip bir yaşamdan sıyrılıp açlığın yoksulluğun ihanetin ortasından çekip çıkartarak yaratmaya, yaşatmaya çalıştık yüreğimizdeki cevahiri. Dudaklarımızda dondurulmak istenen gülücüklerimizi düşmana inat ne mahpusta ne işkencehanelerde ne de sürgünlerde yitirmedik. Sevgili Koç’un hiç bitmeyen esprileri o beklide hiç kalkamayacağı hastane döşeğinde hala esprilerini yitirmemiş.İsrail’e karşı direnmiş bu yoldaş kalleş bir hastalığın pençesinde sıkışmış yüreğini görmek acı veriyor bana… 68 Kuşağının devrimci önderlerinin İsrail işgaline, katliamına karşı direnen Filistin’lilerle birlikte omuz omuza mücadele verirken terörist, anarşist, vatan haini diyerek T.C yasalarınca askerin polisin operasyonları ile katledildiler ve idam edildiler. 12 Eylül darbesinden sonra ülkeden kaçan yüzlerce devrimci yurtsever solcu yine Filistin’de İsrail katliamlarına karşı direnen Filistin’lilerle birlikte cephede savaşarak şehit düşmüş Türk ve Kürt devrimci bulunmaktadır.Bu ölümsüz anılarımızın üzerine birileri konmak istiyor...Duygusallık değil ama acıyor yüreğim… |