|
Korkularımız saymakla bitmez. Önceleri anasız babasız kalmaktan, kardeşlerimiz varsa onlarsız kalmaktan, evsiz barksız kalmaktan, aç kalmaktan, üzerimize taş atarlar diye andığımız üç harflilerden, okula geç kalmaktan, sınıfta kalmaktan sınıfta altımıza kaçırmaktan korktuk. Sonra korkularımıza sevdiklerimize kavuşamamak eklendi. Onu kaybetmekten ya da bizi terkedeceklerinden ya da gizlice ikili üçlü yaşayacaklarından korktuk Şimdi korkularımıza bastırılmış korkular eklendi. Canlı yayınlarda cenazelerimizin naklen törenlerle halka duyurulması. " Bak bizler için ölürseniz, işte böyle panayır açılışı gibi törenlerle anılırsınız." Naklen; ana-babaların, eş dostların evlatların feryadı. En önde asker-sivil erkan. Ha bir de Avrupa bilmemnesinin temsilcileri. Gidince memleketlerinde anlatacaklar. Hiç tanımadıkları birilerinin kefenini açıp yüzünü seyreden densizler gibi. Adı üzerinde. "CEN-AZE". Yani, aciz, savunmasız birine son hakaret. Gündem: - Şehitlere saygı duruşu ve İstiklal marşı - Etkili ve yetkilinin acılara gark olmuş şehitlere veda konuşması - Şehitlerin özgeçmişlerinin okunması - Şehitlerin ruhlarına canı gönülden okunan "el-fatiha"lar - Hazır ol' komutuyla gençlerin bayrağa sarılı tabutlarının omuzlarda yükseltlmesi - Omuzlarda yükselen tabutların öünde şehitlerin resimleri - Cenaze marşı eşliğinde memleketlerine "Er tabutu. GÖRÜLMÜŞTÜR" dagalı tabutların; Asker Ocağından, memleketlerine, aile ocaklarına askeri helikpterlerle kargo olarak gönderilmesi - Dağılış. Analar evlerde bekleşedursunlar. Burada çoktan muhterem zevatın konuşma yapacağı kürsü özenle bazenle hazırlanmış. Üzerinde mikrofonlar, karşılarında kameralar, bu müthiş onurlandırılmayı parsel parsel sattıkları memleketin yedi düvel müşterilerine duyuracaklar. Az ötede bayraklara sarılmış sandukalar içindeki genç bedenler yağmur altında bekletiliyor. Ölümle yaşam arasında onca yol katettiler. Az daha beklesinler. Hele bir protokol yerini alsın. Hep beraber kendilerine elveda demeyen gençlere veda etmeye, uğurlamaya,güle güle demeye gelmişler. Beşyüz kişiyi bulmayan, ne yiyip ne içtiği nasıl yaşadığı belli olmayan köye bile sekizbin kişi; cenaze, şehit diye koşuşturulmamışmıydı. Biz işte böyle sahip çıkarız şehitlerimize. Cümle alen duysun "Şehitler ölmez, vatan bölünmez." Ama lime lime edilir, satılır. Satılır da senin ruhun duymaz. Kalanının kavgasını da sana ettirirler...." KAHRAMANLAR GÖZÜNÜZ ARKADA KALMASIN." Omuzunda pıt pıt bir el. "Üzülme bu kadar. bak oğlun ölümlerin en şereflisini tattı. En yüksek mertebeye ulaştı. ŞEHİT OLDU. DAHA ALLAH'TAN NE İSTENİR? - ???????????????????? İSTİKLAL yani KURTULUŞ marşından sonra monşer kavgası veren muhterem zevat çıkar kürsüye. "Sizin yaktığınız kandiller, ışığımız olacak" buyurular. "Ulaştığınız yüksek mertebeye na' mahrem elinin musallat olmasına, (baş taşeronlara değil) taşeronlara asla razı olmayacağız. Eeeey şehit ana babası! Sizin kahraman yavrunuz bu günden itibaren bu milletin yavruları olacak (ne demekse?). Bu aziz mllet şehitlerimizden razı oldu. Allah da razı olsun. Savaşa nazır lojmanlara şehit olan ilk asker eşi için de aynı tören yapıldı. Herhalde oradan oraya kürsü koşuşturmamışlardır. Yenisi yaptırılmıştır. Ya da çoktan seri imalatı ihale edilmiştir. Leb'i şehitliğe nazır, sermaye savaşları. Cenaze marşıyla müziğin evrenselliği kafalara bir daha kazınıyor. Müzik evrensel. Spor evrensel. Bilmediğimiz, tanımadığımız sermaye savaşları için şehitlik evrensel. Sağanak yağmurun altında tören bitti. Az sonra naklen ana-babaların feryadı. ... ve GOOOOOL sayın seyirciler. Beklenen gol geldi. Bilmem nerenin transferi Türk Futbol tarihine damgasını vurdu. Türkiye'de ilk defa bir futbolcunun imza törenine 20 binin üzerinde taraftar katıldı. Yer gök inledi. Coşku tribünlere sığmadı.... Size söyledim. Varmayın üzerlerine. Kim, kime, nerede, nasıl, hangi parayla, kimin emeğiyle diye.. Kızdırmayın efendileri, taşlarlar... |