Kadın Hareketi
Ana Sayfa
Yazarlar
Bağlantılar
Bize Ulaşın
Site İçi Arama
İstatistikler
Ziyaretçi: 485687
Ana Sayfa arrow Yazarlar arrow Laaa, Biz bu filmi gördüydük...
Laaa, Biz bu filmi gördüydük... Yazdır E-Posta
Yazar GÜLDEREN GÜRCAN   
14/07/2010

Karaoğlan fıtınası estiydi. Serde gençlik var. Kaptırdık kendimizi. Daha Çankaya'nın Şişmanı, işçi düşmanı da gelmemişti iktidara. Af da çıkaracaklardı. l960, 27 Mayıs'ından sonra Anayasal hak olarak verilip, sonradan gelenlerin kısıtladıkları ne varsa, anamızın ak sütü gibi helalinden geri dönecekti. Kimimiz idealler uğruna eşlerimizden boşanmış, kimimiz mitinglerde dağıtılacak hediyeler için maaşlarımızı, çoluk çocuğumuzun nafakalarını bağışlamıştık. Analar babalar hak getire..
 
Sendikalar, demokratik kitle örgütleri el eleydi. Safları sıklaştırmıştık. Biraz daha rahat nefes alabilmek için; anaların, bacıların el emekleri göz nurları feda olsundu Karaoğlan'a. Mesaiden öte, Karaoğlanı'ın kazanabilmesi için gönüllü mesailerimiz vardı. Gecemiz gündüzümüz yoktu.
Dağlar taşlar "KARAOĞLAN" höykürdü. Kış ne zaman bahara döndü, ıhlamurlar, iğdeler ne zaman açtı da soldu. Doğurduğun beben ne zaman sütten kesildi de taytaylayıp yürüdü. Kul hakkı için bilen varsa beri gelsin.
 
Bizler bilemedik. Ve emeklerimiz zayi olmadı. Karaoğlan kazandı. Toptan parti binasına davullarla zurnalarla gidildi. Karşı çıkıp engellemeye çalışanlara burun kıvrılrıp nisbet yapıldı. Halkçı'ydık işte. Var mı ötesi.. Parti binasının balkonunda davul zurna eşliğinde Müjdat Gezen'le oynayan Karaoğlan'nımıza alkış tuttuk. Davullu zurnalı ortamlarda yeni yeni dostlar edindik....
 
Dairelerdeki kadrolar kapışıldı. Kimileri birilerinin sekreteri gibi balkondan attaaa edildi. Yeni gelen kadrolara kimin eski yönetimden ne derdi varsa iletildi. Tabiki haksızlıklara karşı koyabilecekleri seçmiştik. Onlarda bizi canı gönülden dinleyip çözüm üretecekler bizler de yine gönüllü olarak onlara yardımcı olacaktık. "Zam zam zam, ucuzluk ne zaman" diye az yürümemiştik. Doğru, yollar aşınmamıştı ama başta pabuçlarımız, bizler az aşınmamıştık.
 
Seçtiklerimizin bir çoğunun, sonradan lüks arabalar alıp mütena semtlerdeki evleri peşin paralarla alıp, taşındıklarına şahit olduk. Tabiki taşınacaklardı. Bizi temsil ediyorlardı. Gizli fukaralığımızı düşmanlara teşhir mi edecektik? Arkadan kristal abajurcular yağmalandı. (Kimileri hiç görmediğinden, kimileri düşmanlarını haset etmek için, kimileriyse vaktiyla kaybettiklerini tekrar alabilmek için) Belli yere getirdiklerimizin bizden öte yeni yakın çevreleri onların oturdukları mekanları beğenmemiş bizim yapamadıklarımızı yapıp onlara tepelerden bakabilecek evleri, ayaklarını uzattığında suya değecek villaları layık görmüşlerdi. Biz neydik ki onlara bunları verebilecek bir kişi bile yoktu aramızda.Toplama iki sandalye iki divan. Çocuğun sütünden başka bir şey  koyamadığımız buzdolabı. Taksidi bitince dolar elbet. Adam eşeğine: Yaz gelsin yonca yersin, demiş. Yaz gelmedi, yonca bitmedi...Taksitle tek tek koltuk aldıydık. Takımı tam tamamlayacaktık ki. Son koltuğa sıra gelmişti. Hay allah, o model seneler önceden beri artık yapılmıyormuş...İyiki üçlüyü aldıydık.
 
Aramızdan seçtiklerimizin de sobalı evleri değişti. Çok çabuk eriyen, erimesin diye Adana'ını boşboşcularından alınan ayakkabılar yerini ince kösele tabanlı zarif ayakkabılar aldı. Dayanıklı diye alınan kot pantalonun yerini Beymen'in, Titiz'in, Vakko'nun bilmem kimin  zarif kıyafetleri aldı. Gömleğe göre kıravat , ona göre kemer, kemere göre pabuç ve de hepsini tamamlayan kaliteli kol düğmeleriyle gözlük. Kadınlar eşlerini tanıyamaz oldular. Beyler de hanımlarını.

Hepsi Barby'nin kutu bebekleri gibiydiler. Kem göz sahibini oysun. Çoçuklar cart ördek başı yeşil kadife takım ve rugan papuçlarla saklambaç oynayamadı. Şöyle bir gönül ferahlığıyla top sektiremediler.
 
Konu komşu gittikleri pilniklere bile ailenin üç beş ferdiyle gidip tenhalarda kaçamak yemek yiyip ayrıldılar. Yol güzergahları aynı olsada tenha saatleri tercih ettiler.
 
Meğerse memleketlerinde ne kadar çok eğlence mekanı varmış. Dal ma'aile birine, çık ötekine. Neydi o, mesaiden çık. Bakkaldan, kasaptan, ev sahibinden kaç. Ya da kibar ye de tasarruf olsun. Hamur nene yetmez...
 
Sabaha karşı ayılmak için işkembecilere.
 
- Kelle-paça yok mu?, .. "
- ben tuzlama isterim.
- yaaa, ben içmedim ki..
- pavyon senindi anam babam. Atıvereydin iki tek.
- sana bir de yurt dışı gezisi ayarlarız. Yanına hangi karıyı istersen sen yeterki emret.
- .. haa, aklımızdayken şu ihale işlerini de bir konuşsaydık.
 
Her şeyin bir bedeli var tabi. Evini, içindeki eşyaları beğenmeyenler karını da beğenmezler elbet.
 
- Aman karını uyandırma, bak sesi aynen Emel Sayın. Ona ne alırsan karına da al. Uyanmaz. Uyanırsa da ittir et. Sana karımı yok.
- ya işçiler?
-Piyasada işsizden çok ne var. Bir şeyler uydur eskileri at. Asgari ücretle yenilerini al.
- Arabayı yenile, evi yenile, işçiyi yenile, eşini yenile. Zaten karının iyisi 6 ay yaşarmış.
- Çocukları boş ver Allah verir kısmetlerini.
- Hey beee, O kimlerin babası. Allahıma koç'un hakikisi.

Doktota gidince; parasını ödeyemezse doktor alyansını ister diye nikah yüzüğünü cebinde saklayan, yeri geldiğinde hep bozuk param yok dediği için adı bütün adama çıkanlar, en üste  kağıt dolar koyup altını kağıt TL ile doldurup deste tomar, para gani gani  havası atan adamlar, babaların babası oldular. Rüyalarında göremedikleri beldelere, kuyumculara ve turistk otellerin kapılarına daldılar ve dadandılar. Kösteklenmeden yürüyemeyenler, kayak takımlarının hasını aldı. Bir kaşık suda boğulanlar paletleryle araba sürdüler. Hatta geri geri koşma yarışmalarına  bile katıldılar.
 
Aman allahım, müjdeler olsun, şükürler olsun. Kurbanlar kesmeli. Sonunda sınıf atlamışlardı.
 
İşçiler ezilip horlandı. Sendikaların içi boşaltıldı. Demokratik kitle örgütleri birbirlerine kırdırıldı. Aileleler tarumar oldu. Sosyal adalet diye koşanların çocukları aileden koşanlara düşman oldular. Her biri kendi kafasına göre kimi de gel bana diyen sözüm ona zıt partilere koştu.
Hatta onların bir numaralı fedaileri oldu.

Tekrar seçim ..Bu defa kandırılmış sendikalar, demokratik kitle örgütleri ve onlar gibi parçalanmış aileler Karaoğlan'ın partisinden çekildiler. Bizler kendi emeklerimizle geldik.  Kıskanıp, hasetinizden çatıyorsunuz diye şişinenlerin balonları söndü. Belli günlerde çuvallarla tebrik kartı taşıyıp yerlere yapışan emektar postacıdan, sadece elektrik, su, HAVASININ GAZI  faturaları gelmeye başladı. 
 
Yeni seçilenler, yani halkçı olmayanlar için aynı kuyumcular, eğlence yerleri, kristalciler, turistik beldeler yeni gelenleri ağırlamak için yoğun çalışmalara giriştiler. Onların suçu ne. Ekmek parası o kapıdan. Sadece, "Tellaklar değişti. Hamam eski hamam", su dökündüğün tas aynı tas. İhaleler, yeni yeni yeniden pazarlandı.
 
 
..Şimdi reklamı yapılan yakın sezonda oynanacak olan filmi biz daha önce... Hay ya...
 
- Laaa, Biz bu filmi gördüydük.

 
< Önceki   Sonraki >
Bu site en iyi Mozilla Firefox 2, Microsoft Internet Explorer 7 veya daha yeni sürümler ile görüntülenebilir.