|
Aşık Adam Metinleri Bitmişti ilk seferinde. Gözleriyle bitirmişti. Kalbiyle, beyninin tüm kıvrımlarıyla bitirmişti. En sonunda ruhunu da vermişti. Bu hep beklediği sarsıcı, allak bullak eden yüceler yücesi duygusal afet esir almıştı onu da işte! Teslim olmamış gibi yapsa da hep anlaşılıyordu kökten değişen bakışlarından! Güzel bakıyorsun diyorlardı ya hep kadınlar! Bu sefer galiba güzel bakma işinin ustalığına terfi etmişti. Baktıranın mıydı zafer? Maşukuna sarhoş olmuş gibi dakikalarca bıkmadan bakanın mıydı? Nasıl anlatılabilirdi bu yürek heyelanı? Kimileri anlattılar. Kimileri ölesiye yaşadılar. Kimileri dağları deldiler bu güzelim coğrafyada, kimileri çöller aştılar. Yüzyıllardır yaşanan bu imkânsızlığa aşk dediler! Ferhat ve Pembe Kapaklı Kitap yazarları Babası Ferhat’a diyor ki ‘ ‘ Oğlum on üç sene geçti bir kız için değer mi?’’ Ferhat ‘‘ Yok baba bu iş kız meselesinden çıktı artık’’ diyor. Dağın delinmeyeceğini bilsek de gürzü vuracağız! Bu coğrafyada dağları delen Ferhatlar da var. Çöller aşan Mecnunlarda. Ne Tahir olmak ayıplanır. Ne de Zühre olmak kınanır! Aşk onların bize verdiği sonsuz sevme gücü ve kararlılıkla bugünlere gelmiştir. Aşk asla vazgeçmemektir. Elimizde gürz dağlara dağlara vurmaktır! Günümüzün teknolojik, plastik, metalaşmış aşklarının üstüne de Ferhatlar gibi gitmektir. Pembe kapaklı çikletlerdeki maniler gibi kitaplar yazıp, aşkı sakız gibi çiğneyip cüzdanlarını dolduranlara karşı da sevdaları savunmaktır sonuna kadar! Aşk devrimci bir mücadeledir! Yel değirmenlerine karşı savaşan Don Kişot’un delice cesaretidir! Âşık Adam Metinleri Siz hiç yârinizi uyurken seyrettiniz mi? Tarif edilemez bir duygudur. Yaşarken cenneti görmektir. Gözleri kapalıyken ona baka baka geleceği düşünmek. Kaybolmak hayallerin içinde! Bir daha sevdiceğinizi böyle seyredemeyeceğiniz, bir gün onun dokunmaya doyamadığınız tenine elinizi süremeyeceğiniz aklınıza bile gelmez; gecenin kör karanlığında izler durursunuz! Belki de siz bunları düşünürken o infazınızı planlıyordur. Belki hissettiğiniz o duygu coşumunun yarısına ulaşacak sevdası yoktur. Ama umurumuzda mıdır ki! Aşk hesapsız kitapsız onurlu bir yolculuktur. Karşıdakine göre tavır almak değildir! Aşkı oyuna çevirenlere itiraz ettiğimiz, sevdamıza onurluca sahip çıktığımız gün aşk aşktır işte! Friedrich Nietzsche Aşık seven kişi değildir. Sevdiğinin mutlak sahibi olmaya çalışandır. Ünlü düşünür, felsefeci Nietzsche böyle yorumlamış aşık kişiyi. Tartışılası bir cümle. Sahiplenmek erkeğin sahiplenilmek kadının doğasında vardır. Sevmek özgür bırakmaktır diyenlerde var. Bir güvercini ellerimizde tutup çok yükseklere salmakta, avuç içimizde tutup hapsetmekte doğru değildir. Biz yârin yanağından gayrı her şeyi paylaşırız diyerek aslında çizgimizi çekenlerdeniz. Bu minvalde de yol alıyoruz. Kadın, erkek iki farklı varlık. Birbirlerini tamamen anlamaları olası değildir. İş savaşa dönerse işte; sahip olmak, teslim olmak gibi cümleler ediveririz. Aşık, seven kişi olmaz o zaman. Belki de Nietzche aşkı sonu olmayan birbirini zaptetme, esir alma mücadelesi olarak görmüş. Aşık, oyunlara kapalı, taktiklere uzak kişidir. Bu yollara ancak aşkına sahip çıkmak için başvurabilir veya kendini daha fazla incitmeme adına! Aşk bir başkaldırıştır! Aşık Adam Metinleri Aşk olmasaymış daha eksik olurdu hayat. Şarkıların çoğu olmazdı. Şiir yazmazdık. Yazamazlardı ozanlar. Türküler yakılamazdı. Acı, tutku, ihanet, sevda, ayrılık hepsi var bu aşk denen canavarın içinde. Türk musikimiz, türkülerimiz ne güzel anlatırlar her şeyi. Bu bizim şarkımızdı dersin! Nereden sevdim o zalim kadını diye kürdîlihicazkârdan girizgâh yapar, hicaz taksiminin ardından; Bir nigah et şarkısını söylemeye başlarsın! Niye baktım?/ Niye gördüm/ Niye sevdim seni ben? Kendi duyduğun aşkı yüceltirsin ve dersin ki Bendeki suz-i dil var mıdır acep/ Tutuşup can veren pervanelerde. Suz-i dil kalp ateşidir aşk ateşidir. Aşık adam hüsrana uğrayınca kendi sevdasını yüceltir bu dizelerde. Hüsrandır aşk zaten birazda, hayal kırıklığıdır. Pişmanlıklardır. Son nefese kadar unutulmayacak olandır. Nefrette vardır kimi zaman içinde,aşk nefret etmek istediği halde edememektir. Bir yalana inanmaktır belki de. Özenle asılmış bir pankarttır. İnançla dağıtılmış bir bildiri. Yağmurlu havada çıplak ayakla son sürat koşmaktır. Ece Ayhan’ın dediği gibi ‘ ‘ atından inmeden sevişmeye alışmaktır’’ Severken öyle abartılı seversin ki bir uzun hava da sevdiğine ömür katarsın ‘ ‘ ben sana gülüm demem, gülün ömrü az olur’’. Sevmek belki de ölümsüzlüğe ulaşmaktır. Sevda Üstüne Ne Söylenmişse Yalandır Bedri Rahmi Eyüboğlu: Bütün kitapları yakmalı/ Sevda üstüne ne söylenmişse yalandır! Diye dizeler yazmış. Aşk ile ilgili öyle çok yazı, şiir, fikir, lakırtı vardır ki aslında tam olarak çözülemediğinden mi? Yoksa o muhteşem duygunun, yaşanmışlıkların da bir gün bittiğinin görülmesi üzerine yaşanan şaşkınlıktan mı nedir binlerce anlatım, binlerce görüş çıkmıştır aşk ve sevdayla ilgili! İşte bu şaşkınlığın, hayal kırıklığının izdüşümü bir görüş: Faulkner ‘ ‘ aşkı kitaplara soktukları iyi oldu, yoksa belki de başka bir yerde yaşamayacaktı.’’ diye yorumlamış. Eugene Delacroix’ te aşkı anlatmanın kâğıda dökmenin veya ne şekilde ifade edilirse edilsin söyleniş biçiminin, dilinin, üslubunun farklı olması gerektiğinden yola çıkarak "Aşkı anlatabilmek için yeryüzünde var olan dillerden başka bir dil ister" demiştir. Günümüzün içi boş, sözde aşklarını çok iyi anlatan ve aşkı kategorize eden bir düşünce de François M. C. Fourier’ den gelmiş. ‘ ‘Geçici ya da keyif verici aşklar ki, bu oyuncular, kahpeler, arsızlık aşkları gibi şekillere ayrılır.’’Evet yaşamak anlatmaktan daha kolay sanırım. Düşünürlerden ve yazarlardan çok filozofça cümleler çıkmış ama aşk anlatılamayandır. Aşık Adam Metinleri Ne kadınlar sevdik. Çeşit çeşit, türlü türlü, İnce belli, işveli şehvetli, dakikalarca nefessiz kalana kadar öpüştüğümüz. Soylu bir yüze tutulduk. Huzur veren anaç birinin kanatları arasına girdik. Koskoca bir yalana sevdalandık. Aşkımızı hiç bilmeyen, bilmeyecek birine verdik kalbimizi; açılamadık. Terli, coşkulu sevişmeleri aşk sandık. Tutkumuz, hırsımız kazanma isteğimize yenildik kimi zaman. Erkektik, hayatın bize yüklediği tonlarca yükün altında sevmeye çalıştık, ihmal ettik ama asla vazgeçmedik. Ey sevgili! Ne kadar isterdim ki beni anlayabilmeni! Sonsuz olmanın yolu anlamaktan geçiyordu, anlayabilmekten! Beni gördüğüm tozpembe düşe sen sokmuştun! Sen uyandırdın haince! Cennet ve cehennem iç içeydi sende! Ben oynamadım. Attila İlhan’ın dediği gibi ‘ ‘ Oynayanları değil, her şeyi sapına kadar yaşayanları seviyorum’’ Nasıl başlarsan öyle bitirmek önemlidir ilişkilerde. Ben neysem yine oyum! Ne güzel söylemiş şair ayrılıkta sevdaya dahil diye! Aşk öyle çok boyutlu ki başlangıcı, yaşanışı, bitişi, hatta seneler sonrası… Mutlulukları, acıları, yanlışları, pişmanlıkları… Aşk tedavisi olmayan ölümcül bir hastalıktır. Tedavisi belki de mantığı ve aklı devreye sokmaktır. Aşk aklı da kemirendir. Şairler, Aktörler Ve Üçüncü Sayfa Aşkları Yeşilçam filmlerinin klişelerindendir. Ona ihanet eden veya yanlış anlamalardan dolayı öyle sandığı kadın seneler sonra tesadüfen evine gelir. Adam nefret etmekte ama hala büyük bir aşkla sevmektedir. Tartışırlar o bağırış çağırış, suçlama arasında aktör duvardaki perdeyi açar ve altından sevgilisinin koskocaman gizlenmiş fotoğrafı çıkar. Aktris şaşırır ve ağlamaya başlar. Adamın her türlü nefretine rağmen onu unutamadığını görür ve müthiş bir saygı ve sevgi duyar. Aşk böyle bir şeydir. Seneler sonra surata çakılan bir tokat gibidir. Bu da klişedir. Hakim sevgilisini öldüren adama sorar. Neden öldürdün? Çok seviyordum Hakim Bey! Evet, çok acıdır. Bazen öldürürsün içinde! Yok edersin! Ama bu eylemi bizzat gerçekleştirenler vardır. Gazetelerin 3. sayfaları böyle haberlerle doludur. Şairler ne güzel dizeler yazmıştır sevdaya ait! Turgut Uyar: sevgim acıyor/ kimi sevsem/ kim beni sevse. Hasan Hüseyin ‘ ‘: kör olasın demiyorum, kör olmada gör beni’’ demiştir. Metin Celal’in çok sevdiğim bir dizesidir yine ‘ ‘ unuturdum ellerinde belirsiz yarınımı’’Edip Cansever aşık olduğu bir genelev kadınına yazdığı şiirde şu harikulade sözcükleri bir araya getirmiş ‘ ‘ Bana ellerini uzattı, ellerimiz birbirine değdi. Sıcaktı, inceydi, kıskanırım anlatmaya bu eli!’’ İşte böyledir şairler bizim söylemek istediklerimizi, yüreğimizden dökülenleri bizden önce fark edip yazanlardır. Sevmeyi de böyle güzel anlatırlar. Aşık olmak için birazcık şair yürekli olmak gerekir. Aşık Adam Metinleri ‘ ‘ Aşık erkekler böyledir. Ağızlarından çıkan hiçbir söz, ifade etmek istediklerine yetmez. Aşkın çocuksu masumiyetini kabullenmez, elleri ayakları dolaşınca çocuklaştıklarını sanıp kızarlar kendilerine.’’ Mine G .Kırıkkanat bir romanında böyle ifade etmişti aşk yaşayan erkeklerin durumunu.Evet yediremeyiz kendimize bazen aşkı.Kadınsı buluruz belki.Romantizm duygusundan uzak olmak isteriz. Ağır abiyizdir. Aşk tarafından şımartılmayı göze alamayız. Aslında çoğumuz aşka inanmayız. Ama inanmamamız içinde inanmamız içinde bir sürü örnek vardır elimizde. Kafamız karışır. Kadınların karmaşıklığı, anlatmak istediklerini bir tür matematik problemi düzeyinde önümüze sunması, yorar, sıkar ve de bize de hata yaptırmaya başlar. Ama aşk bir güldür. Kırmızı bir güldür. Sorunlar, kaygılar, beynimizi kemiren sorular. Hepsi birer dikendir. İstiyorsak, insanı sarhoş eden bu aşk şarabından tadarız. Gülün dikenleri bata bata kaderimizi yaşarız! Yaralı Kalbim Gibi Ülkem Neden aşk? İnim inim inlerken ülkem! Koparılırken dalından güller! Ötmez olmuşken bülbüller! Neden aşk? Birileri kan üzerine senaryolar yazarken, aptallığı ve hainliği tescilli it dalaşları içinde var mıdır aşkın yeri? Aşk sözcüğü magazin basınındaki zatların düzüşmesinin adı olmuşsa. Var mıdır ahkâm kesmenin bir anlamı! Kalbimiz delik deşik! Aldı yürüdü soytarılar kumpanyası! Çaresiz kabullenen akrep gibi koyun gibi halkım oyunda figüran. Acıların coğrafyasında sevdalanmak ilaç olur mu? Tuz basar mı yaralara? Birbirine ağzını yaya yaya aşkım aşkım diyen çiftlerin ayağa düşürdüğü sahte sevdalar iğdiş etmişse gerçek aşkı! Her gün düşüp toprağa karışırken genç bedenler! Kanıyorsa tüm coğrafya! Hayır, aşka sarılacağız yine de! İnadına sevdalanacağız! Düşünmeyeceğiz kimdir neyin nesidir? Sonu hüsran olsa da gideceğiz ardı sıra o müthiş duyguların! Ey sevgili! Ey kadınım! Bir dinlesen en başından beni! Bir bir anlatsam her şeyi! Tekrar tekrar baksam gözlerine! Kaybolsam bakışlarının o beni çakırkeyif eden mayhoşluğunda! Ülkem kadar sevdim seni diye haykırsam! Yaralı kalbimi andıran ülkem kadar aşığım sana desem! Dinler misin beni yeniden! En kuytularında kaybeder misin yine beni! Sever misin, çok sever misin?
“özgürlük, kanat çırpmaktır kendi başına / yalçın dağlara sevmek, sevdiğinle uçmaktır yan yana / mavi ufuklara yaşam, direnebilmektir zorluklara / zorbalara kanadın kırılsa da...” (s.13) Turgay Usanmaz |