|
Yazar Adnan Genç Turnusol
|
|
09/08/2010 |
Dışarıdan başvuru mümkünse, KKK olmak istiyorum. Yasal yetkiydi, teamüldü derken boşta kaldı. Hem bir açılım olur; silahsızlanmaya falan önem veririm ben. Hem de yeterince forslu bir iş. Ben bu yazıyı yazarken, GK da boş ama orası daha sıkıntılı bir yer. Hükümetle falan siyasi temaslar gerekiyor. Ama KKK olunca daha iyi, arada arkadaşları toplayıp darbe planı filan yapıp eğlenebilme olanağı da var. Kısaca ben talibim bu işe.
Zaten üç yıldır serbest gazeteci olarak kimse iş vermiyor. Daha doğrusu ‘teklif var, telif yok’ düzeninden bezdim. İyisi mi, dışardan paşa olayım. Tarihimizde bir sürü örneği var bunun. 'Adnan Paşa, sen çok yaşa!'... Kulağa hoş gelmiyor mu sizce de?
Arkadaşlarımla da teammüllere uygun bir fikir teatisi yaptım facebook üzerinden... Gerçi bazıları orduevinin ucuz kuaför ve diğer tesis olanaklarından yararlanma ve makam arabasıyla caka satma biçiminde kavrıyor olayı. Tabii benden iltimas bekliyor hepsi… Orduevinin önünde kitapçı tezgahı izni isteyen de oldu, serbest giriş kartı da...
Değerlendireceğim bunları göreve gelirsem. Bazı kolaylıklar yapacağım arkadaşlarıma… Kabul ama koşullarım ve tabii ki öngörülerim var…
Bilirsiniz (hatta, bilenler ne yazık iyi bilir) İKK Birimi ve subaylığı gibi üniteler vardır askeriyede… İstihbarat ve İstihbarata Karşı Koyma şeysi, yani… Her yere serbestçe girer çıkar bu işlerde görevlendirilenler. Ben de İK kartı çıkaracağım iyice yakın bildiklerime. İltimas Kartı yani… Bununla istediğinizi yaparsınız. Uğraşamam sizinle her gün.
Kimi arkadaşlarım da illa bir helikopter gezisi yapmak istiyor komutan forsuyla… Akıl veren de eksik değil, Hava Kuvvetleri’nden istemem ayıp olurmuş. Bende de Heronlar varmış. 'Seni taşımaz onlar' diye takılan da oldu. Ne anlarsınız siz, komutan dediğin biraz cüsseli olur.
Heronlardan birini eflatuna boyatıp kadın arkadaşlarıma vereceğim. Onlar istedi. İstiklalde basın açıklaması falan yapan gruplara sessizce (!) yaklaşıp çiçek atarız, diyorlar. Sniper'lar (keskin nişancı) var orduda biliyorsunuz. Onlardan da birer tane koyacağım… Tam basın açıklaması sırasında metni okuyan arkadaşın başına geçecek şekilde çelenk atsınlar. Bakalım, açılım nasıl olurmuş görsünler…
Açılım derken, heveskârların genel dayatması ve bana da sempatik gelmesi üzerine bir Ermeni arkadaşımı da Özel Kalem yapmayı düşünüyorum… TC tarihinde ilk olur; Osmanlı’da paşaları bile olurdu ama şimdi zırnık koklatılmıyor azınlıklara… Bir de Beyaz Kürt bir arkadaşım var, yahu beni de al yanına diyor. Onu da almayı düşünüyorum. Politikaya ilgisi var biraz, hükümetle ilişkiler kurarken danışman olsun. Hatta STK’larla işbirliği konularında da akıl yürütür… STK’larla KKK işbirliği! Bunu bir kenara not alıp üzerine çalışmalıyım. Öneriyorum ama ne yapacağım pek bilemedim şimdi!
Öte yandan silahsızlanmaya tabii ki önem veririm… Yani eldekileri de şenlikli bir biçimde kullanmaya dikkat ederiz. Ege adalarında denize gireriz karşı kıyıdan komutanlarla ‘çak’ yaparız... Hava Kuvvetlerine bakan arkadaşa da söyleyeceğim, 'it dalaşı' filan yok artık...
Maaşı da iyiymiş, sordum öğrendim. Ama ben öyle bir dönem görevle hemen emekli olamam sanıyorum…
Mevzuat buna izin vermez diyen oldu. Önerim, 12 Eylül’deki referanduma ‘sivil paşalık’ olanağı da eklenmeli.
Arkadaşlar 'Zor oğlum, böyle küt diye paşalık, teamüllere uymaz' diyorlar. Bırakmayacağım ben bu işin peşini. Şu referanduma bir madde eklenerek (adım geçmese bile) sivil paşalık yolu açılırsa, hepinize Fenerbahçe Orduevi'nde çay ısmarlarım.
Son olarak özel bir bilgi geldi; “Yahu sen zaten vaktiyle askerliğini yaptın, tezkereni aldın. Bu işte askerlik sorunu çıkartırlar” dediler. Bunu da anlamadım, her işte askerliği bitirmiş olma şartı arıyorlar da bir burada mı olmaz diyecekler?
NOT: Bu yazının tamamı aşırı nemli iklim ve aşırı gergin YAŞ koşullarının yarattığı sıkıntıyla kaleme alınmıştır. Ciddiye alınacak bir yanı yoktur. |