|
Tabi k,i er geç seçimler olacak. Kazananlar zaferlerini ilan ederken kaybedenler memleketten sürgün edilmişler gibi üzülecekler. Yüksek makamlar domino taşları gibi birbirini devire devire yıkılıp siyahsa beyaza, beyazsa siyaha yani negatif görsellik pozitife, pozitiflik negatifliğe dönecek. Makam sahibi olup gidenlerin boynuna törenlerle belki "Devlet Üstün Şeref Madalyası" takılmayacak ama, hangi zulada saklanılmış bilinmez boş kadrolar verilecek. Sözüm ona onları bırakıp gidenleri temsil edecejler. Yeni gelenler yine bir yerlerden kadro üretecekler. Ve kaçınılmaz sonuç, tepedekiler el ele, diz dize, göz göze gezerken aşağıdakiler senindi benimdi diye birbrlerini yiyecekler. Bu oyun her seçim sonunda böyle oynandı. Öyle ya da böyle millet birbirini yerken İstanbul elektrik ihalesi, Başkentin doğalgaz ihaleleri pazarlandı. Köycek satılan insanlar gibi emekçiler de beraberinde gitti. Kadınlar, ihtiyarlar, çocuklar beleş hesabı. Tüh, erken seçim olup ta kimi mulalifler satıştan pay almaya yetişemediler.. Alt yapısı olmadan, sadece ucuz emek gücü olarak kadını çalışma hayatına çeken sistem, kadınları erken emeklilik aldatmacasıyla kandırıyor. Bir kere zorlaşan hayat şartlarında çalışan erkekler, emekliler, kadınlı erkekli emekçiler; ikinci üçüncü iş ararlarken kadınlar durduk yerde neden erken emekli edilsin? Bu uygulama kime hizmet ediyor? Kadının evdeki üretimi toplumsal işlev sayılmadığından kadın da erkekte oradan ilk aldatmacayı yaşamış oluyorlar. Evin geçimi, çocukların bakımı gelişimi ve okumasını kimler sağlıyor? Her bilmem kaç işçinin çalıştığı yerde, yükümlülüğü işverene ait; emzirme odaları ve kreşlerin açılmasını kanun öngördüğü halde sayılı işyerleri haricinde ne kadar uygulama yapılıyor.. Fahiş fiyatlı kreşler her yanı doldurdu. Çalışan ana-babalar kreşlere para yetiremez oldu. Seçim zamanlarında ' Devlet eliyle' diye vaktiyle vaad edilen kreşler nerede? Genelde mahalle aralarına sıkıştırılmış yaşlı neneler-dedeler torunlara bakıyor. Onların yaptığı iş değil. Sadece çocuk bakıyorlar(!). Kadınların, ucuz yemekhaneleri, toplu çamaşırhaneleri, çocuklarını sağlıkla bırakabilecekleri kreşleri olsa daha da verimli çalışmazlar mı?. Onca sene erkek arkadaşlarıyla onlarda ne zor şartlarda okumuşlar, meslek sahibi olmuşlar. Toplumsal kalkınma işte böyle baltalanır: Hayat şartlarını düzelteceğine sen kalk onları erken emeklilik denilen bir parmak balla kandır. Ne kadın kadınlığını anlar, ne erkek erkekliğini. Emeklilik de çalışmak kadar zulümdur. Kendilerine ayırabilecekleri zamanları, gönüllerince gezebilecekleri yerleri yoktur. Elin adamı yaşlısı genci, uluslararası gelir memleketini hallaç gibi atar dider de sen köyünden, varoşundan şehre inebilmek için cebindeki üç-beşini sayarsın. Hastaneye gitmek için bile aybaşını beklersin. Sırasız hastalıklarda, ölümlerde kredi kartlarına yüklenirsin. Sosyal devletinin işsiz bıraktığı çocuklarının da geçimini yüklenirsin. Kadınların erken emekli edilmesi sosyal sınıf ayrıcalığıdır. Emekillik her iki kesim içinde geçerli olmalıdır. Yeni kadrolar üretmek için yine alt yapısız işyerlerinde insanlar çalıştırmak uğruna, yalnızca kadının erken emekli edilmesi devletin kendi sorumluluklarını karartmasıdır. Kaldı ki bu insanlara hem üretici oldukları hende toplumu yeni yeniden ürettikleri için boyunlarına 'Devlet Üstün Hizmet Madalyası' da takılmamaktadır. Sadece kendisi gibi emekçi olan kocasıyla geçiminde başbaşadır. Açılan yol, emekçilerin yolu değildir. Kadını eve kapatmanın kibarcası ve daha açıkçası; elleri süslü kordelalarla bezenmiş sistemin biraz daha rahat nefes alması için biz emekçilere at gözlüğü ve yular takıcı olmasıdır. |