Kadın Hareketi
Ana Sayfa
Yazarlar
Bağlantılar
Bize Ulaşın
Site İçi Arama
İstatistikler
Ziyaretçi: 559777
Ana Sayfa arrow Yazarlar arrow GÖZYAŞI GECELERİ
GÖZYAŞI GECELERİ Yazdır E-Posta
Yazar GÜLDEREN GÜRCAN   
09/10/2010

Cahilliğime verin… Konu komşu olmasa, Gözyaşı Geceleri'nden haberim olmayacaktı. Anamızın   ağlatılmadığı günümüz olmadığından kaçırmışım. Ankara'da Kocatepe Camii nde sunuları varmış. Keşke gidebilsem diyenlerin içindeyim.

Hangi FM bilmem, "Bahçalarda böğrülce, oynar gelin görümce. Oynasınlar bakalım, bir araya gelince" çalıyor. "..Morinirinem ni  nem nire morıie..oh morilelli ". Bunu da çalmışlar dedi biri.Çalmamışlardır. Bizdeki gelin görümcelere terane tutturmuşlardır, elin gavuru da insan canım…

Biri bebesini emzirir, hastasının yemeğini yedirdikten sonra üstünü başını temizlerken içeriden seslenir: “ Hele bizi Gözyaşı Geceleri’ne bir götüren olsa…”

 Geçim derdi ve geleneklerine göre öyle kolay kolay dışarıdan alışveriş yapmazlar. Ekmek mi? İşte un… Reçel mi? İşte bahçelerinin meyvesi... Sebze, bahçelerinden… Yumurtayı, gelen gidenleri getirir. Sütçü , hısımlarıdır. Yan ürünlerini evde kendileri üretirler. Bir tek halı dokumadıkları kalır. Ama dokunmuşları her hafta sabunlarla silip paklarlar. Hele bayramlarda  evlerinin canını çıkartırlar. Yeminle; halı silerken, evin duvarlarını kazırken doğuranları gördüm.

Sentetik yatak yorgan da ne? Onlar yünlerini şakır şakır hortumla yıkayp zor bela kuruturlar. Didikleyip yumuşacık hale getirirler. Gelinler, görümceler evlerinde mutluysa yaptıkları iş onlara hiç de zul gelmez.

Çocukların anasının kim olduğunu yakından tanımazsan anlamazsın. Gelin, görümce, elti, fark etmez. Hangi çocuk açsa, hastaysa biri mutlaka candan sahiplenmiştir. Zaten bebeler konuşmaya başlayınca, hangisine “anne” diyeceğini şaşırır. Okula başlayınca, öğretmenleri onlara “anne, baba, dayı amca, hala, yenge…” kavramlarını öğretene kadar akla karayı seçer.

Ortaya getirilen yemek, çocukların yeri yer sofrası da olsa ortak paylaşımlıdır. Zaten çoğu ana da bebelerinin yanına çöküverirler.

Yazma, yemeni, çember de denilen örtü kenarlarına süs işlerler. Daha emeklemeyen kızlarına "kız beşikte, çeyiz sandıkta" kültürüyle çeyizlikler işlerler.  Hatta ileride  doğumlarında kullanabilecekleri “lizöz” denilen (işledikleri-ördükleri)lohusa pelerinini de sandığın bir kenarına kokulu sabunlara ve de minicik Kur'anlara sarıp kaldırırlar. "Hayırlısı ile, o günleri de görmeyi bize nasip et Yarabbim."

Çok çocuklu olmak övünçtür. Allah’ın verdiğinin başlarının üzerinde yeri var. Kız istemeye gitmişler. Yaşı küçük diye vermemişler. Küçük, on altı. Kazık kadar olmuş işte daha ne? Sanki kendileri on dört ,on beşi gördü de. "Kızlarının turşusunu kursunlar."

Yıka, pakla, temizle, ütüle, pişir,yedir, yıka.pakla.. Ha boş vakitlerinde dışarıya boncuk, çevre vs. işlerler. Süs faresi hamster gibi kafes içinde , basamaklı teker içinde koştururlar. Koşturulduk.  Hep koşturulduk. Öterken ötmelerini inadına uzatıp tepetaklak düşen horoz misali hep bir şeyler yapmaya çalıştırıldık. Tıkanıp  geberene kadar. Hamster (minicik beyaz fare- niye süs faresi demişler ki?) gibi, tekerde çarkta yüreğimiz tükene kadar koşturulduk. Hepsi iki lokma ekmek için. 

Ah anneannem, yaktın beni. Ellerimim üstünde hala ” öyle değil, böyle olacak “diye batırdığın tığların izi var. "Verdiğim model bitmezse oynamaya çıkamazsın."

-Eee, ben bitirene kadar hava kararıyor. Herkes evine gidiyor.

 "Uluma, ne yapsak yaranamıyoruz."

-Oh canıma değsin. Oklavayı belinde kırmaya kalksan da hala yufka açamıyorum.

" Dökmeden getir şu çayı, suyu."

-Kısmetiniz taşmış.(O yaşta nereden duyduysam.)

 "Sakarım deme de...Önüne bak önüne."

Sitem öte yana, nurlarda kal anneannem. Sayende tarhanalar, turşular, salçalar, reçeller, örgüler danteller, hatta beyaz iş, ciğer deldiler, goblenler  elimden geliyor. Hatta komşular benden soruyor. Emekli olmanın tadını, komşularımla ev içi ekonomilerini paylaşarak geçinip gidiyorum. Okumuş, çalışmış, emekli olmuşum da,  bakın neler de biliyormuşum. Saygı duyuyorlar bana. Ben de onları seviyorum. Esas saygılar sizler gibi olanlaraymış. Anlayamamışım. Bize kendi kendimize yetmeyi öğretmişsiniz. Adı konulmamış askerlik. Hem de  sat komandoluğu. O da ne ya?

 Acımasız yaşamda hayatta kalma kavgası. Başaramayan doğa kanunlarına yenik düşer.. Alabildiğine hoyrat ve sahipsiz. Sömürgenler sarmış dört bir yanımızı.  Kadınlar, kızlar, o pahalı satılan boncuklu kazakların boncuklarının on tanesini üç milyona işlerlerse  seviniyorlar. Yol parası yok, yemek parası sigortaları yok. Gebelisi, bebelisi, emziklisi ,yaşlısı, dulu boğazlarının dibine kadar boncuk basılı. Buna da şükür yarabbi! Gençler kazandıklarının bir kısmıyla,  kocalarına “mis” gibi kokmak için parfüm alırlar. Utanarak gizlice aldıkları kokuları kaynanadan saklayamazlar. Bütün evi güle benzer kokulara gömülür.

Ne yapalım? Allah’ın emri; temiz ol, temiz kok. Nakışlara dökemedikleri iç sıkıntılarını, tv de seyrettikleri Erzurum’lu hocadan feyiz alarak gözlerinden akıtıyorlarmış. Ama kaynana, elti, yenge, gelin-görümcede mi aynı şeyi ortak paylaşırlar?!

Yayın devam ediyor. "..oynasınlar bakalım bir araya gelince, bir araya gelince..ah morinrii de ..."

Seyretmeliyim ağlamalı programı… Halktan cüzzi miktarda para alınılarak sergilenen oyunları… Ağlama gecelerindeki izdihamı görüp yaşamalıyım. Yurt dışı turneleri de varmış. Ağlayanlar çoğaldıkça işleri artmış olmalı…

"Siz hiç bir şeye başkaldırmayın! Mücadele etmeyin! Peygamber efendimizin karılarının yüksek mertebelerine erişemediğiniz için, bu yaşanası yaşam diliminde “ne halt ettiniz de böyle kabir azabı acılara layık görüldünüz?”, onu düşünün. Düşünüp düşünüp kahredip ağlayın. Niyaz edin. Belki affolunursunuz ey faniler! Tek bu dünyamı var? Öbür tarafı da düşünün. Öyle kolay değil emeksiz nefes alıp vermek… Zebaniler başınızı tokmaklayınca..."

 

Komşularım,  dostlarım… Rabbin nimeti sevdiceklerim… Siz ağlamayın dayanamam… Ağlamayın göz bebeklerim size kıyamam… Alın yüreğim sizin olsun… Bu yürekle ben zaten yaşayamam…

Ne olur, beni de götürün Gözyaşı Geceleri’ne !!!

 
< Önceki   Sonraki >
Bu site en iyi Mozilla Firefox 2, Microsoft Internet Explorer 7 veya daha yeni sürümler ile görüntülenebilir.