| |
|
|
|
İstatistikler |
|
Ziyaretçi: 559807
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Ana Sayfa Yazarlar DELİ MİSİNİZ SİZ, NEREYE YÜRÜYORSUNUZ ?
|
DELİ MİSİNİZ SİZ, NEREYE YÜRÜYORSUNUZ ? |
|
|
|
Yazar Timur Ugan Şirince
|
|
30/10/2010 |
Memleketin neredeyse yarısı “yürüyor”…
“Yürümesi gerekip de yürümeyenler” den bir kısmı pis pis bakarken, bir kısmı içinden “hele siz bir önden gidin de..” diyor.
Memleketi ” hiç yürümeyenler” yönetiyor.
******
“Yürüyenler” bir çok caddede, sokakta ayrı ayrı şunu bunu isteriz diye bağırıyor...
“Yürümesi gerekip de yürümeyenler” “beleş televizyonlardan” şeytanlık öğrendiğini sanıyor.
“Hiç yürümeyenler” bırak sesi, top atsan duyulmaz araçlarda, binalarda göbek üstünde ziyafet sofrası kurduruyor.
*****
Galatasaray’da bir gün geçirin. Bir şeyler isteyerek, kimi sessiz, kimi bağırarak yürüyen gurupların biri gidiyor biri geliyor. Sanki bir araya gelip planlamışlar gibi saatleri de çoğunlukla çakışmıyor. Ya da bu huzur bozucu “ayakkabısı delikler” gurupları birbirleriyle oracıkta kaş göz işaretleriyle anlaşacak kadar profosyonelleşmişler. Bir gıcıklık nedeniyle aralarında hır çıkması olası gurupların ayrı ayrı saatlerde yürümesi de dikkat çekici.
Bu “ayakkabısı delikler” gurupları neler istemiyorlar ki...
Yaşlı başlı kişiler, emekli hakları; öğretmenler, memurlar özlük hakları için yürüyor.
Onlar gidiyor; işsizler iş, işçiler sendika, işten atılanlar “atamazsın” , ziraatçiler “yaşamıyoruz ” diye bağırarak çıkıyor ortaya.
Çevreciler zaten oralarda yatar kalkar oldu. Memleketi “arsa”, akarsuları, denizleri kanalizasyon gibi görenlere karşı evlerine gitmeye zamanları yok. Çoğunlukla da onlardan sonra mimarlar, mühendisler yürüyor. Aralarında gizli bir bağ mı var ne “mütaahhit” lere karşı.
Hayvanseverler de coştu. Kedisini, köpeğini kapan ailece yürüyor. Onların derdi de hayvan hakları yasa tasarısı; 5199 cehennemin dibine diyorlar. Köpecikler, kedicikler bile öğrendi 5199′ u lakin "hiç yürümeyenler", "cık". Yunuslar, balinalar için yürüyenler yarın öbür gün kafeslerden-zincirlerden kurtarılmış aslanlarla, fillerle gelirse "hiç yürümeyenlerin" kulağına kar suyu kaçar mı acaba?
Engelliler engelsiz bir dünya için, çocuklar, kadınlar kendilerine yapılan bir sürü ayrımcılık ve zulüme karşı yürüyor. Hele onlar... Her gün yaşadıklarına bakıldığında ülkeyi bir baştan bir başa durmaksızın yürüseler yeridir. Yollarda saldırıya uğramazlarsa!
Kayıp yakınları, memleketimin her dilde, her lehçede yitirdikleri evletlarına ağıt yakan anneleri; onları orada yürürken, otururken izlemek benim için çok zor ve yazmak çok uzun bir destan işi.
Tutuklu yakınları, insan hakları savunucuları, barışçılar yürürken, avukatlar, yargı çalışanları, doktorlar peşi sıra yürüdüğünde bu memleketin durumu oldukça ciddi diye düşünüyorum…
Fakat Galatasaray Yürüyenler Üniversitesi'nin en renkli yürüyüşçüleri rengarenk bayraklarıyla “özgürlük ” diye haykıran gençler şüphesiz. Onlar yürümeye başlayıp "ıvırın, kıvırın düzeninizi münasip yere atın" diye seslendiklerinde "hiç yürümeyenlere", tüm sorunları kökten bir çözümle temizlemenin yolunu gösteriyorlar herkese. "Hiç yürümeyenlerin" işgörenleri onlara çok sert de davransa yılmıyor 10. sokaktan yine meydana çıkmayı başarıyorlar.
Tüm bunları yazabilmek için işten atılmayı, içeri alınmayı göze almış basın emekçilerinin, internette sansüre karşı savaşan "bağımsız" yazarların da basına özgürlük yürüyüşlerini unutmamak gerek.
Daha kimler kimler yürümüyor ki; insanım, bireyim, hakkım var diyen herkes. Toplumun karartılmış tüm renkleri. Yanız Galatasaray’da mı? Her yerde. İnanın yürümeyenleri sıralayıp yazmak çok daha kolay.
Yürüyenlerin istediklerini, dile getirdiklerini, koca koca pankartlara kör gözler bile görsün diye çizdiklerini, toplayın alt alta yazın, işte size “hiç yürümeyenlerin” asla işine gelmeyecek bir "demokratik anayasa metni".
Bu yazıda söz bile etmediğimiz açlık ve yoksulluktan çok daha önemli "özgürlüğün resmi belgesi".
Durmadan yürüyenler taleplerini birleştirip aynı meydanda buluştuklarında neden gerçek olmasın?
Varsın "yürümesi gerekip de yürümeyenler" televizyonlarından mafyacılık, tecavüzcülük, üçkağıtçılık, hırsızlık öğrensinler. Hayali paraları nasıl harcayacaklarını düşlesinler açık kıçları üşürken. Göbek üstünde sofra kuranların soytarısı olsunlar. Bin eziyete rağmen sokakta yürüyüp tüm toplumun haklarını savunanlara "huzurumuzu bozmayın lan, delimisiniz siz, nereye yürüyürsunuz?” diye seslensinler.
Onlara "evet deliyiz; ama her türlü" içerde "olan hiç yürümeyenler ve sizsiniz aslında" diye yanıt verin.
Muhtemelen bir şey anlamayacaklardır ya da işlerine gelmeyecektir.
Boşverin...
28.10.2010 Timur Ugan
NOT:Bana “niye yürüyolar ki” diyen birine, "farklı umutların varsa piyango bileti almak için bile yürümen gerekir canım" dedim…
"Aaa iyi aklıma getirdin bu gün gidip alayım bir tane" dedi.
Şaka değil; o günden beri kendimi çok iyi hissediyorum. http://timurugan.wordpress.com" |
|
|
|
|
|
|
Bu site en iyi Mozilla Firefox 2, Microsoft Internet Explorer 7 veya daha yeni sürümler ile görüntülenebilir.
|
|