Kadın Hareketi
Ana Sayfa
Yazarlar
Bağlantılar
Bize Ulaşın
Site İçi Arama
İstatistikler
Ziyaretçi: 559815
Ana Sayfa arrow Yazarlar arrow EĞİTİM Mİ GRİPİN Mİ?
EĞİTİM Mİ GRİPİN Mİ? Yazdır E-Posta
Yazar Ayhan TIRIÇ   
01/11/2010
"“Gripin”, ilacını bilmeyen yoktur. Bakkallarda, sokaklarda, boğazın vapurlarında “her derde deva” diye satılır.

Eğitim de öyle. Yüzyıllardır insanın tüm sorunları eğitimsizlikten kaynaklanır! Bir eğitsek insanları hiç bir sorunumuz kalmayacak!

Gerçekten ne kadar eğitimle ilişkili sorunlarımız? Nedir eğitimin işlevi? Neden her sorunun eğitime dayandığı kanısı yaygındır? Toplumsal sorunların eğitimle çözüleceğine niçin inanır insan?

Bu soruları yanıtlayabilmek için eğitimin niteliğini inceleyelim.

Eğitim, insanlığın kültürel tüm birikimlerini yeni kuşaklara aktarmaktır. Aktarılanlar nelerdir? Gelenekler, değer yargıları, toplumsal yapı ve kurumlar, teknolojik birikim, bilimsel birikim, sanatsal ürünler, simgeler, yazı ve konuşma, ekonomik ilişkiler, dinsel inançlar, batıl inançlar, siyasal tutumlar vb. İnsanın doğaya ek olarak yarattığı her şey.

Bu birikimi aktarmanın iki yolu var. Birincisi ve en etkin, en yaygın olanı informel (yaygın) eğitim dediğimiz, günlük pratik yaşam içinde genç kuşakların bilinçli ya da kendiliğinden öğrenmesi süreci. İkincisi ve daha dar alanı içereni, formel (okullu) eğitim dediğimiz okullar aracılığıyla verilen uzmanlaşma eğitimleri.

Görüldüğü gibi eğitim, var olan insanlar tarafından, var olan birikimin ve yapının aktarılması.

Dolayısıyla aktaranlar da aktarılanda yeni değil; tüm sorunlarıyla, tüm yetersizlikleriyle varolan.
Bu süreç aktaranın da yetkin olmadığını, onun da eğitilmesi gerektiğini ortaya koyar. Yine bu süreç eğitimin toplumsal yapıyı aşan değil, onu pekiştiren bir şey olduğunu gösterir bize. Eğitimin asıl toplumsal işlevi de budur işte: kuşakları toplumsallaştırarak, var olan toplumsal yapıyla uyumlu bireyler yetiştirmek.

Peki tüm sorunları eğitim eksikliğine bağlayan ve eğitilirsek sorunumuz kalmayacağını söyleyenler ne demek istiyor?

Ne dediklerini anlamak için ne dediklerine bakalım.
_Güneydoğuda insanlar çok çocuk yapıyor!

_Eğitimsizlikten efendim! Çok çocuğun zararlı olduğunu anlatsak ve doğum kontrol yöntemlerini öğretsek “şıp” diye kesilir sorun. Ama nerde o eğitimi verecek devlet? Tabi devlet de haksız sayılmaz, oradaki insanlarda eğitilmeyecek kadar “cahil” canım. Elifi görseler mertek sanıyorlar!

(Burada çok çocuk yapan insanların, üretim gücü olarak çocuk yapmaları ve/ ya da aşiret halinde yaşamalarının gereği olarak doğurdukları hiç kavranmıyor. Yine, çocuk yetiştirmenin onlar için maliyet gerektiren bir şey olmadığı ve geleneksel inanışların etkisi göz ardı ediliyor.)

Üstelik burada konuşan kişi, kendini eğitimli, daha üstün, sorunu kavrayan insan yerine koyarak öğüt veriyor. Onlara cahil, eğitilecek insanlar olarak bakıyor. Kendisinin basit bir mantıkla ürettiği düşünceleri onların da görebileceğini kavrayamıyor! )

_Üç beş yılda üzüm bağlarını yok edeceğini bilmelerine karşın yüksek dozda dişilik hormonları kullanıyor çiftçilerimiz. Bu gidişle bir kaç yıl sonra, hem onlar hem devlet büyük zararlara uğrayacak.

_Yine eğitimsizlik efendim yine eğitimsizlik. Çiftçimiz hormonun zararlarını yeterince bilmiyor ki. Atatürk ne demiş efendim, “çiftçisi cahil olan ülke kalkınamaz”

(Söylemeye gerek bile yok ki; geliri azalan ve artan rekabete karşın devlet desteği azalan çiftçiler, riskli yöntemlerle üretim yapıyor yaşayabilmek için.)
--------------------------------------
_Sokaklar pislik içinde. Yerlere tükürüyorlar, çöpleri rastgele atıyorlar, çiçekleri çiğniyorlar. Olmaz bu kadarı da.

_Eğitimsiz insan efendim bunlar! Çevre ve temizlik bilinci ta ilkokuldan başlamalı. Gerçi üçüncü sınıfta başlıyor hayat bilgisi dersi ama, öğretim biçiminde. Bunun eğitime dönüşmesi için, öğretmelerimizin çaba harcaması lazım azizim!

(Burada da insanlar da kent ve çevre estetiği bilincinin oluşmadığı, çünkü böyle bir bilincin oluşması için düzenli, temiz kentlerde yaşamış olmaları gerektiği düşünülmüyor. Köyden kente göçün yoğun olduğu ve gelenlerin varoşlarda yaşamak zorunda kaldığı bir ortamda “ortak” bir kentlilik bilincinin oluşamayacağı kavranamıyor)
----------------------------------

Örnekleri hemen her konuda çoğaltabiliriz. Ancak görüldüğü gibi sorunların ne nedenleri eğitimsizlik, ne de çözümleri. Aslında toplumsal sorunların eğitimsizlikten kaynaklandığını söylemenin kendisi “cahilliktir” ve bunu söyleyenlerin kendileri “acilen” eğitilmelidir!

Ancak sorunları ve çözümlerini eğitime bağlamak sadece “cahillikten” gelmiyor. Asıl neden, egemen sınıfların ve tuzu kuru okumuşların, hem halk üstünde üstünlük taslayabilecekleri bir “ukalalığı” olanaklı kılması; hem de yoksul kitleleri uyutmaya-avutmaya uygun bir araç olması.
ŞİRİNCE
 
< Önceki   Sonraki >
Bu site en iyi Mozilla Firefox 2, Microsoft Internet Explorer 7 veya daha yeni sürümler ile görüntülenebilir.